Tarihin en eski uyuşturucusu, Ölümü aşma arzusu!
9/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Martin Mystère serisinin Türkiye'deki yayın serüveninde Ocak 2023 tarihinde Lal Kitap tarafından yayımlanan 216 seri numaralı, "Slumberland'a Dönüş" adlı sayısı, orijinal İtalyan serisinde Ocak 2022'de yayınlanan ve özgün adı "Ritorno a Slumberland" olan 383. sayıya tekabül etmektedir. Senaryo ve Hikâye: Giovanni Eccher Çizimler: Fabio Piacentini Kapak Resmi: Giancarlo Alessandrini Çeviri: Zeynep Ece New York sokaklarında yaşlı nüfus arasında hızla yayılan "Ritus" (AY İN) adlı yasa dışı bir uyuşturucu madde, kullanıcılarını ağır borçlara ve suça sürüklemektedir. Martin Mystère, yaşlı komşusu Margaret’in bu madde yüzünden bir silahlı soyguna karışıp gözaltına alınmasıyla olaya dahil olur. Soruşturma derinleştikçe, bu hapın sıradan bir uyuşturucu olmadığı, kullanıcılarına ölmüş yakınlarıyla iletişim kurma vaadi sunduğu anlaşılır. Martin ve Java, bu gizemli şebekenin peşine düşerken eski bir dosttan yardım istemek zorunda kalacakları tekinsiz bir gerçekle yüzleşirler. Bu sayıyı elime alırken ilk anda şöylesine bir karıştırdığım sayfalardaki karmaşık çizimler aslında beni baştan bir rahatsız etti. Yine de çizer hakkında önyargılı olmamak adına peşin bir fikir belirtmek istemedim. Hikayeyi bitirdiğimde, Martin Mystère'in alışık olduğumuz paranormal maceralarının ötesinde, insan psikolojisinin yas ve yalnızlık gibi kırılgan noktalarına temas eden bir iş gördüm. Karakterin sırf gizem peşinde koşmayıp yaşlı komşusu üzerinden toplumsal bir drama dahil olması, anlatıya bence güzel bir ağırlık katmış. Anlatıdaki sinematografik ikilik fena düşünülmemişti. Bir tarafta sadece "birkaç gün öncesindeki" zaman çizgisinde geçen, yaşlıların içine düştüğü hüzünlü durumu ve olayların gelişimini izlerken, diğer tarafta "günümüz" zaman çizgisinde Martin’in "ONLAR" adını verdiği güçten kaçtığı tempolu bir aksiyonu
İnsan ve Duygular
Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a DönüşGiovanni Eccher · Lal Kitap · 20233 okunma
- Öykü Külliyatının 2.Cildi -
8/10
·655 syf.·
2026 43. kitabı
Julio Cortazar'ın öykü külliyatının bu ikinci cildi, 1962-1977 yılları arasında yazdığı kitaplarındaki öykülerden oluşuyor. İlk cildi Ötekinin Rüyası'nda daha çok fantastik unsurların, zengin imgelerin yer aldığı öyküler ağırlıktayken, Ayak İzlerinde Adımlar'da Cortázar, benim açımdan adımlarını biraz yavaşlatmış; mikro anlatıların ve parçalı deneysel biçimlerin daha görünür olduğu, anlatı üzerindeki oyunbaz tavrını daha belirgin kıldığı bir yerde duruyor. Öykülerini adeta kadraja alınmış yoğun bir dikkat haliyle yazmış gibi bir hissiyat bıraktı bende.. Bu ciltteki öykülerinin birçoğunda Cortázar, gündelik yaşamın çoğu zaman farkına varmadan içinden geçip gittiğimiz ritmini kimi yerde yavaşlatıp kimi yerde askıya alır gibi yaparak, görünmez ayrıntılara dikkat kesilmenin ve gerçekliği yakalamanın kendine has şeklini, okuru da kolundan tutup o akışın içine dahil ederek, bazen durmuş gibi duran ama aslında kendi içinde tuhaf bir biçimde ilerleyen o yavaşlatılmış ya da ritmi bozulmuş akışta, durmaya yakın bir hareket hissiyle ilerletmesi üzerinden gösteriyor gibiydi (umarım kafanızı karıştırmayı başarabilmişimdir, zira amacım tam olarak bu :D) Beğendiğim öykülerden biri olan ve kitaba da ismini veren Ayak İzlerinde Adımlar öyküsü, tanınmış bir şairin biyografisini yazmayı çok isteyen bir eleştirmenin şair hakkında bilgiler toplamasını anlatıyor. Eleştirmen, bu süreçte oldukça titiz bir çabanın içinde görünüyor. “İyi fotoğraf makinelerindeki gibi öznenin, fotoğrafçının gölgesi ayaklarını çiğnemeden tam olarak çerçevenin içinde kalması için gerekli düzeltmeyi yapması gerekecekti.” s.384 Şair hakkında topladığı bilgilerle bir şekilde bağlantı kuramadığı, boşlukların oluştuğu noktalarda eleştirmen aslında kendi izleriyle karşılaşıyor. Birini anlatırken kaçınılmaz biçimde insanın biraz da
Edebiyat
Ayak İzlerinde AdımlarJulio Cortazar · Can Yayınları · 2018218 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 02:37
SEVGİLER,ANNEN-ILIANA XANDER,384 sayfa, Ana konusu kimlik hırsızlığına dayanan kitap daha ilk sayfadan sizi içine alarak son sayfaya kadar soluksuz okutuyor.Matruşka bebekleri gibi iç İçe olaylar,sırlarla örülü, birbiri ardına gelen ters köşelerle dolu, son derece sürükleyici bir hikayesi olan “Sevgiler,Annen” okuyucunun elinden bırakamayacağı bir kitap… “1 numaralı hayranından.Öpücükler.” Ölmüş annenizden mektuplar alsanız ne hissedersiniz?Hele o anneniz ile bir anne-kız ilişkisi hiç yaşamamış ve sevgi görmemişseniz…Hatta cenazesinde hiç ağlamamış,aksine sevinmişseniz…Ama herkes sizden üzüntü bekliyor..Çünkü o anne kitapları çok satan bir yazar ve sizden esirgediği sevgiyi etrafına cömertçe saçan,yazar adaylarının elinden tutarken sizin de yazmaya kabiliyetiniz olduğu halde bunu önemsemeyen,burun kıvıran bir anne…Neredeyse sizi kendine rakip gören… Evet,işte bu duygular içindeki Mackenzie annesinin cenaze töreninin yapıldığı o gün gizemli bir zarf alır. Zarfın üzerinde tek bir cümle yazılıdır: “1 numaralı hayranından. Öpücükler." İçinden çıkan sayfaları okudukça Mackenzie dehşet içinde kalır;çünkü el yazısı da, kâğıt da henüz toprağa verdiği annesine aittir. Bu ilk mektup, sadece bir başlangıçtır. Ardı ardına gelen her yeni mektup, annesinin şöhret basamaklarını tırmanırken arkasında bıraktığı yalanları, örtbas edilen suçları ve derin sessizlikleri açığa çıkarır ve her yeni sır,bir sonrakini daha tehlikeli hâle getirir. Kitabı okurken aklınızdan hep şu sorular geçiyor; Bu mektupları gerçekten ölen anne, geçmişten gelen bir intikam çığlığı olarak mı bıraktı? Yoksa bir başkası, Mackenzie’nin hayatını yerle bir etmek için ölmüş bir kadının el yazısını mı taklit ediyor? Son sayfaya kadar heyecanı bitmeyen,sürprizlerle dolu,ters köşe
Sevgiler, AnnenIliana Xander · Juno Kitap · 2026306 okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Sercan Yılmaz kaleminden Kırmızı Yazma kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 384 sayfalık bir kitap •Kitaba adını veren Kırmızı Yazma öyküsüyle başlıyoruz. 23 yaşındaki Selma’nın lohusa haliyle verdiği o amansız mücadele. Ama bu sadece bir hastalık değil; işin içine Anadolu’nun kadim ve ürpertici Alkarısı efsanesi giriyor. Selma ateşler içinde yanarken o hilkat garibesi varlığın üzerine çöküşü, nefesini kesişi... Resmen okurken kendi nefesim daraldı. Çocuğumu kucağıma alamadan mı öleceğim? korkusu insanın içine öyle bir oturuyor ki, ablası Serpil’in o kırmızı yazmalı koruma ritüelleriyle odaya girdiği an ben de derin bir oh çektim. Mitolojiyle dramın bu kadar kusursuz birleşimi gerçekten çok etkileyiciydi. •Bir diğer öykü Keşke. Bu öyküde, yaşlı bir yazarın hikayesine tanık oluyoruz. Elinde tuttuğu, hayranlıkla okuduğu ve yazarını bir yerden hatırladığını sandığı o öykülerin aslında bizzat kendi kaleminden çıktığını unutmuş bir adam. Kendi anılarına yabancılaşmak, en yakınlarını bile başka isimlerle çağırmak ama bir hikayenin ruhunda kendini aramak, hafızanın oyunlarını ve bir sanatçının kendi eserine en saf, en dışarıdan bakışını çok dokunaklı işliyor. •Kitapta sadece bu ikisi değil; Davut, Yağız Donlu At, Yazı, Rüzgarın Uğultusu, Nataşa, Kimseye Güvenme, Karakurt, Kibele Ana ve Kerpiç Kulab gibi her biri ayrı bir derinliğe sahip hikayeler bekliyor sizi. Kimi zaman bir atın asaletinde, kimi zaman kadim bir ana figüründe kendinizi kaybediyorsunuz. Yazarımızın kalemine sağlık Kitap ile ilgili düşüncelerinizi yorum bırakabilirsiniz Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Kırmızı YazmaSercan Yılmaz · Herdem Kitap · 20266 okunma
9/10
·400 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 01:37
Şeyma Demir’in kaleme aldığı "Gelin", 1940’lı yıllarda geçen ve yaşanmış gerçek bir hikâyenin sarsıcı izlerini taşıyor. Henüz 15 yaşındayken kendisinden 10 yaş büyük olan İsmail ile evlendirilen küçük Zelal’in, acıyla yoğurulan ama bir o kadar da direnç dolu yolculuğuna eşlik ediyoruz. İsmail’in ona bir çocuk gibi değil, sevgi ve şefkatle yaklaşmasıyla başlayan bu hikâye; İsmail’in zamansız vedası, hiç tanımayacağı babasının adını alan bebeği Emin’in doğuşu ve ardından gelen zorunlu evliliklerle tam bir hayat mücadelesine dönüşüyor. 1960’lı yılların toplumsal yapısında kadının yerini defalarca sorgulatan bu eserde; Zelal’in kayınvalidesine duyduğu hayranlıktan, Süleyman’ın sahiplenişine kadar her karakter ruhunuza dokunuyor. Ancak kitabın sonlarına doğru acı öyle bir katmerleniyor ki, özellikle 384. sayfayı ve o an hissettiklerimi asla unutamayacağımı biliyorum. Onca kaybın üzerine binen "yine mi kaybedeceğim?" korkusu, Zelal’in o güçlü duruşuyla birleşince insanı derinden sarsıyor. Ben Zelal’i her sayfada yeniden tanıdım, onun gücüne yeniden hayran kaldım. Eğer kalbinize dokunacak gerçek bir yaşam öyküsü arıyorsanız, Zelal’in bu sessiz ama derin çığlığına mutlaka kulak verin. Peki, siz bu kitabı okudunuz mu? Sizi en çok sarsan sayfa hangisiydi? Yorumlarda buluşalım.
1000Kitap
GelinŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2025275 okunma
Tolstoy
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 15:42
Tolstoy’un sadeliğine diyecek yok, ki zaten ilk kitaplarından birisidir. Ancak nedense beni tam saramadı kitap. Fazla savaş ağırlıktaydı. Büyük ihtimalle bundan kaynaklı. Bundan önce okuduğum yine Lev Tolstoy eseri olan Efendi ile Uşağı daha çok hoşuma gitti. En azından sürükleyiciydi. Ancak savaş edebiyatı sevenler kesinlikle bayılarak okuyacaklardır. Ona şüphem yok. Yani birazcık Savaş ve Barış (2 Cilt Takım) gibi olabilirdi bu eseri de :) hafiften entrika girebilirdi. Kısacası düz bir kitap, salt savaş üzerine yoğunlaşmış bir eser.
1000Kitap
SivastopolLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,001 okunma