Bu söylediklerimin hiçbiri zahiri günahla alakalı değildir. Hepsi nefisle ilgilidir. Nefsimizden kurtulmadan huzura varamayız; çünkü nefsin her hâli şirktir, küfürdür, riyadır, hasettir, kendini beğenmektir, “ben, bence, bana göre” demektir. Rûhun da bütün hâli aşktır, muhabbettir, hayırdır, güzelliktir, aftır, mağfirettir. Bedene ait olanlar ise sadece günahtır. Allah her türlü günahı affeder; fakat şirki affetmez.410 Bu yüzden asıl mesele şirkten temizlenmektir. Günahla şirk çok farklı şeylerdir, bu ikisini birbirinden ayıralım. Mesela; rabbimiz leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilen hayvanın önce haram olduğunu buyurur; ama sonra mecbur kaldığımız takdirde ölmeyecek kadar onları yememize müsaade eder.411 Yaratan yarattığını bilmez mi?412 -Elbette ki bilir ve kulunun gücünün yetmediği durumlarda ona açık kapı bırakır; ama şirk için böyle bir şey söz konusu değildir.
Sayfa 386·Kitabı okuyor
Tasavvuf ve Din
Her zamanki gibi erkeklerin, İstanbul'da araba kullanan kadınlar hakkındaki bildik önyargılarına bir süre takıldı. Bu konu açıldığında, yüzünde çocukluğunda kendisini taciz eden, elleyen rezil amcalardan ta yıllar önce bana söz ederken beliren ifade belirirdi.” S.412 bîr dönem sosyetede erkekler ona gülümseyerek 'Teselli Meleği derler ve hepsi onunla bir macera yaşamayı hayal ederlerdi
Sayfa 77 - Yapı Kredi Yayınları, Mayıs 2021 Baskısı·Kitabı okudu
Reklam
Demirbaş Şarl'ın, Osmanlı hazinesine yıllık maliyeti, 74 bin 412 kuruşa denk gelmekteydi. Ayrıca krala 600 bin gümüş kuruş (bin kese) borç verilmişti. Ancak İsveç, bu borcu 1737 yılında nakit olarak değil, 72 top kapasiteli bir kalyon ve 30 bin tüfek olarak ödemişti...
Çok ama kalitesiz yiyecek;
Doların satın alma gücünün %59 oranında azaldığı 1985 ile 2000 yılları arasında meyve ve sebze fiyatları iki katına, balık fiyatları üç katına çıkmış ve süt ürünlerinin fiyatları aşağı yukarı aynı kalmışken, şekerler ve tatlı yiyeceklerin fiyatları %25, katı ve sıvı yağların %40 ve gazlı içeceklerin fiyatları %66 oranında azalmıştır. Aynı zamanda porsiyon büyüklükleri de artmıştır. Eğer 1955'te bir Amerikalı olarak bir hazır yemek restoranına gidip bir hamburger ve yanında patates ısmarladığınızda 412 kalori tüketirdiniz, fakat bugün (enflasyona göre düzeltmiş olarak) aynı miktarda para ödenerek satın alınan aynı siparişte 920 kaloriye tekabül eden iki kat fazla yiyecek bulunmaktadır.
Alıntı
… "Öyleyse şizoanalizin amacı şudur: ekonomi ve politikanın libidinal yatırımlarının kendine has doğasını analiz etmek ve böylece arzulayan öznedeki arzunun, bizzat bastırılmasını arzulamaya nasıl belirlenebileceğini göstermek" (A 1972, s. 124-125). Deleuze'e göre, bu ilk politik eserinde, siyaset temel problemi, arzunun kendi bastırılmasını neden arzuladığını belirlemektir, şizoanaliz de bu probleme uyarlanmış araştırma yöntemidir (a.g.e., s. 36-37 ve ayrıca MP 1980, s. 262). Kitleler nasıl olur da "faşizmi arzulayabilirler?" (A 1972, s. 306; s. 412-414) "Devrime nasıl olur da ihanet edilir?" (a.g.e. s. 455) Bu sorulara yanıt vermek için, bilinç-öncesi yatırımlara karşıt olabilen bilinçdışı arzu yatırımlarının doğası incelenmelidir (a.g.e., s. 415). 1° Şizoanalizin görevi, anlamın yorumlanması değil, dürtü makinelerinin kullanılmasıdır (a.g.e., s. 345; "bunların işleyişleri" için bkz. s. 385). Psikanalistin iyicil tarafsızlığının yerine şizoanalistin kötücül etkinliği konur. Şizoanalist (a.g.e., s. 374), dirençleri yok ederek özneyi fabrikaya alır ve kendini tamirci yerine koyar (a.g.e., s. 385. 404). 2° Arzunun iki tür toplumsal yatırımını ve bu ikisinin birbirine tabiliğinin anlamını ayırt ediyoruz ("moleküler fenomenlerin büyük molar kümelere tabiliğine [ya da tersi] göre a.g.e., s. 417). Böylece "kapitalist sistemin kendisine âşık olabileceğini" (a.g.e., s. 414-415) ve arzunun, kendi arzusunun baskı altına alınmasını arzulayabileceğini (= "mikrofaşizm", bkz. MP 1980, s. 262) anlarız. İlk olarak Anti-Ödipus’ta kullanılan “şizoanaliz” teriminin geri çekilmesine yol açan temel sebep, psikanalizle ilişki sidir. Psikanaliz, materyalist psikiyatriyle beraber tamamen dönüşüm geçirse de -materyalist psikiyatri arzuyu altyapıya yerleştirerek (a.g.e., s. 124)
Sayfa 198·Kitabı okudu
Alıntı
“Kadın yanıma gelip derdini anlattı ve kendisine yardımcı ol­sun diye eşim Muhammed’i sordu. Öylesine güzeldi ki o an kal­bime, Hz. Muhammed’in ona el koyacağına dair şüpheler doğdu. Çünkü, onu görenin kalbine, güzelliğinden ötürü ille de bir şey­ler doğardı. O yüzden Hz. Muhammed belki onu alır diye çok korktum. Sonunda kendisine Hz. Muhammed’in çadırını göster­dim; doğruca oraya gitti. Gidiş artık o gidiş; nitekim Hz. Mu­hammed ona el koydu ve o tarihten sonra da artık onun eşlerin­ den biri oldu. İçerde kendisine şunları söylüyor: Mademki gayen özgürlüktür, o halde benim eşim ol, ben seni azat edeyim diyor ve böylece kadınla anlaşıp evleniyor.” (267) 267. Tecrid-i Sarih. No: 1117. 7/454; Ebu Davud. Cihad. No:2633. İtk. No:3931. Buhari, İlk. 13; Müslim. Cihad. No: 1730 (az bilgi var!); İ. Canan, age. 12/159; TDV İslam Ansiklopedisi. 8/146; Hayal-i Sahabe. Tere. Ahmet Mey lam. 3/308: Ze- hebı. Sireti Alam. 2/262...: İbni Sad. age. No:4122; Kastalani. age. 1/412; Halebi. age. 3/413; İbni İshak. Tere. Sezai Özel, 322; Hakim, age. 4/26: İbni Kesir. el-Bi- dayc.. 4/159; Taberi. MEB Tere... age. 5/527; İbni‘1Cevzi. el-Müeleba. 95; Sıfat - i Safvc. 2/36; ibni Abdi'l Ber. age. No:3282: Tabeıam. age. 24/58; Muhibbüddın Taberi. Scınl-ı Semin. 99...; Tarihi Hamiş. 1/474 ve daha nicelen.
Sayfa 145 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Reklam
Reklam