Murakabede Beşinci Makam
Allah Teala, herkesi uyararak şöyle buyurmuştur: "Onlardan birisine ölüm geldiğinde, derki: "Ey Rabbim I Beni dünyaya geri gönder de, (vaktinde yapmayıp) terk ettiğim şeylerde salih amel edeyim." Sonra Allah Teala ona şöyle cevap verir: "Hayır, bu onun söylediği (olmayacak) bir laftır." Yüce Allah, başka bir ayetinde, müminleri bu gibi hâllerden açık ve kesin olarak nehyedip, bunu yapanın pişman ve perişan olacağını şöyle bildirmiştir: "Ey iman edenleri Mallarınız ve evlatlarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, onlar zarara uğrayanlardır." [Münafıkûn 63/9] ................. Cenab-ı Hakk ayrıca, kula verilen rızıktan intak etmesini emretmiş, imanla intakı bir arada zikrederek bizi, bir imtihan için mal ve tasarrut sahibi kıldığını şöyle haber vermiştir. "Allah’a iman edin. Resulüne iman edin. Ve size, (ne yapacağınızı imtihan etmek için) tasarrufunuza verdiğimiz şeylerden (Allah yolunda) infak ediniz." [Hadîd 57/7] (sf. 427) ............... Bir haberde şöyle buyrulur: “Ölen herkes pişmanlık ve ûzûntü içindedir. Ölen kötü birisi ise: “Niçin amellerimi güzel yapmadım" diye esef eder. İyi birisi ise: “Niçin daha fazla saiih amel yapmadım!" diye ûzûntü çeker." (sf. 430) ................ Amel defterini sağ tarafından alan kimse, nasıl mukarrabûndan/AIlah’a yakın dostlardan olmadığına üzülür. Mukarrabûn makamındaki salih bir mü’min, şehidlerden olmayı temenni eder. Şehid ise, sıddıklardan olmayı arzular. O gün, gaflet ehlinin korkutulduğu hasret ve hüzün günüdür. Bugün dünyada hiçbir hayır ve hasanatı olmayanın, sanki ölüler gibi yaşayıp öğüt ve korkutmanın hiç fayda vermediği kimselerin, o gün hâlleri nice olur?!.. (sf. 430) ............. **“Ameller sonuçlarına göre değerlendirilir. Ezelde verilen hükümle, sonuç arasındaki hâl
Sayfa 427-431, Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Antik Yunan'a dair en önemli iki okulu seçmemiz istense birinin Platon'un (M.Ö. 427-347) Akademi'si, ötekinin de Aristo'nun (M.Ö. 384-322) Lise'si olduğunu söylememiz gerekecektir.
Sayfa 64
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Platon & Ksenophon
Sokrates hiçbir şey yazmamıştır. Onun hakkında bildiklerimiz büyük ölçüde iki genç çağdaşının yazdıklarından çıkmadır: Platon (yaklaşık İ.Ö. 427-347) ve Ksenophon (yaklaşık İ.Ö. 426-354); her ikisi de onu açıkça savunan yazılar yazmıştır. Sokrates’e karşı çağdaş bir saldırı da vardır: Aristophanes’in İ.Ö. 423 yılında sahnelediği Bulutlar adlı komedyası. Burada Sokrates, sözcüklerle oynayan, öğretileriyle ahlakı ve devleti baltalayan ve gençleri babalarıyla devletin otoritesini sorgulamaya yönelten bir sofist olarak canlandırılır. Bu tablo, Sokrates hakkında birçok çağdaşının düşüncesini yansıtmaktadır.
Sayfa 4 - Türk Tarih Kurumu Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Çoğu köyde eskiler bunu uygular, hatırlatır, elhamdülillah
"Gece vakti horozların öttüğünü işittiğiniz zaman Allah'ın lütfundan isteyin. Çünkü horoz, bir melek görmüştür. Gece vakti eşeklerin anırdığını işittiğiniz zaman da şeytandan Allah'a sığının. Çünkü eşek, bir şeytan görmüştür. ( Buhârî, Bed'u'l-Halk 15; Müslim, Zikr 82; Ebû Davud, Edeb 105; Tirmizî, Daavât 57; Nesâî, es-Sünenü 'l-kübrâ, VI, 234, 427; Ahmed b. Hanbel, II, 306, 321, 364; İbn Ebû Şeybe, elMusannef, VI, 101; Ebû Ya'lâ, Müsned, XI, 128, 187; İbn Hibbân, Sahih, III, 285.)
Ooo mekanın sahibi geldi :)
Felsefe tarihi ve hatta bilimsel düşünüş tarihi Platon (MÖ 427-347) ile başlar. Ruh-beden tartışmaları esas olarak, Fedon/Ruh Üzerine (MÖ 360) adlı eserinde gözlenir. Bu eserdeki ifadeleri hocası olan Sokrates’in (MÖ 469-399) görüşleri olarak nitelenebilir. Yunanlı filozof Sokrates “En önem taşıyan şey, insanın ruhudur; çünkü bu ruh, evrenin tümel ruhundan bir parçadır, ezeli ve ebedi vasıflara haizdir” diyerek, onu cisimden ayrı tutar. Ona göre, âlem ruhunun bir parçası olan insan ruhu ölümsüzdür ve tanrısaldır. Platon, Fedon’da geniş olarak ruhu ve bedeni tartışma konusu yapar. Uyanıklığın uykunun karşıtı olması gibi, yaşamın karşıtı ölümdür. Bedenin karşıtı da ruhtur. Bu Platon’daki karşıtlar düşüncesidir. Karşıtların her ikisi ruh ve beden gibi birbirinden yaratılır. Uyanıklığın uykudan, uykunun uyanıklıktan yaratıldığını ve yaratma süreçlerinin birinci durumda uyanma ikinci durumda uykuya dalma olduğunu öne sürer. Platon’a göre ruhlarımız biz doğmadan önce vardır. Tüm ruhlar eşit olarak yaratılmıştır. Ruh görülemez ve beden görülebilir olandır. “O zaman ruh bedenden daha çok görülemez olan gibidir ve beden daha çok görülebilir olan gibidir.” Görülemez olan zaman içinde bir değişime uğramadığı halde, görülebilir olan beden sürekli olarak değişime uğrar. Cisimsel olan beden tümüyle çözülebilir-yok olabilir olmasına karşın, ruh bütünüyle çözünemezdir. İnsan öldüğünde dünyada kalan çözünebilir parçası olan bedeni çözünür ve bozunur. Ama görülemez olan parçamız olan ruh, görülemez ayrı bir yere, Tanrının dünyasına gider. Oraya vardığında ise mutludur ve yanılgıdan budalalıktan, korkudan, kötülüklerden özgürdür. Ruh kendisiyle birlikte diğer dünyaya eğitiminden ve yetiştirilmesinden başka bir şey götürmez. Platon, Fedon’da ruhun başka bedenlere ve hayvanların
Platon MÖ 428 ya da 427 yazının başlarında Atina'da doğdu. Diogenes Laertios annesiyle babasının bir görev ve­silesiyle geldikleri Aigina Adası'nda doğduğunu söyler.