Bu nebevi meclis, o anki duruma ve yapılan işlere göre kısa yahut güneşin yükselmesine kadar uzun sürerdi. Bu meclisten kalkarken Resûlullah (sav) mutlaka şöyle derdi: سُبْحَانَكَ اللَّهُمّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ "Rabbim! Sana hamd eder ve seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim Allah'ım. Senden başka ilâh olmadığına şahitlik ederim. Senden bağışlanma diliyor ve sana tevbe ediyorum." Sahâbeler, "Ey Allah'ın Resûlü, bu söylediğin sözü başka bir zaman senden duymuyoruz?" deyince Resülullah (sav) şöyle demiştir: "Bu söz, mecliste olan şeylere kefarettir"52 Aişe annemiz bu sözler hakkında Resûlullah (sav)'e, "Görüyorum ki meclisini, kıraatini ve namazını bu sözlerle bitiriyorsun. Neden?" diye sorunca Allah Resülü, "Hayır konuşan kimse için bu sözler kıyamete kadar bir mühür gibi olur, şer konuşan kimse içinse bu konuştuklarına kefarettir"53 buyurmuştur. 52. Ahmed bin Hanbel, Müsned (10415, 19769, 19812, 24486). 53. Ahmed bin Hanbel, Müsned (24486).
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Zamanı suçlamak kolay. Cevap veremeyeni suçlamak hep kolaydır zaten.
Sayfa 48 - İhlas Gazetecilik A.Ş., 09.01.2026·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
CANLI MÜHÜRLER ve EBEDÎ GÜL...
(...) Serbest tedailerle ilerliyoruz: Arabça “ben” mânâsına gelen “ene” kelimesinin ebced değeri, 52… Türkçe “ben” kelimesinin ebced değeri de 52… Dikkatle bakınca, bu iki ayrı dilde aynı anlama gelen kelime, çok eski bir zamanda bir tek kelimeymiş gibi görünüyor; “iki elif”in “bir be”ye dönüşmesi dışında, bugün dahi aralarında “nun” müşterek… Türkçe “ben” ile aynı harflerle yazılan Arabça “bin”, “oğul” anlamına geliyor; Farsça “bün” ise “temel, esas, kök, netice”… Onlar da 52… [...] __Dante, kendisine kavuşmak için bütün bir kâinat dekorunu katettiği sevgilisinin gözleriyle karşılaştığında, onlardan “canlı mühürler” diye bahsediyor ki, burada kaynağından işaretlediğimiz her kelime, her kavram, canlı bir mühür bizim için… Ve İlâhî Komedya’nın sonunda, en yüksek Cennet katında sevgilisini “ebedî gül” olarak gören, ondan “dört vecihli bir bahçe olan ebedî gül” şeklinde söz eden şâir…__
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 9, Nisan 1998), DANTE'NİN YOLCULUĞU -II- (İlâhî Komedyadan Tilki Günlüğüne)
Akademya Yazıları
Sâd, 50-53
50. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır. 51. Orada koltuklara yaslanarak birçok meyveler ve içecekler isterler. 52. Yanlarında da gözlerini eşlerinden ayırmayan, hep aynı yaşta nâzeninler vardır. 53. İşte hesap günü için size vaad olunan şeyler bunlardır.
Sayfa 455 - Hakikat Yayıncılık·Kitabı okuyor
Alıntı
Cerir el-Beceli radıyallahuanh : Ebu Amr Cerir b. Abdullah b. Cabir el-Beceli. 10 yılında müslüman oldu. Hz. Peygamber (s.a.v.) onun için elbisesini yaymıştır. Onu Zülhalesa'ya göndermiş o da bu tapınağı yıkmıştır. Rasûlullah (s.a.v.) hayattayken Yemen'e valilik yaptı. Medain fethine katıldı. Kadisiye'de sağ kanadın başındaydı. Lakabı "Bu ümmetin Yusuf" idi. 52 veya 54 yılında vefat etti
Sayfa 605·Kitabı okudu
"Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" temasıyla yoğun bir sivil toplum kampanyası örgütlendi. Bu şaibelere bulaşmayan RP'nin tavrı çok önemliydi. Ama Erbakan ürkmüştü. Belki "Derin Devleti" karşısına alamadığı, belki de kampanyanın RP'yi hedefleyebileceğini hesapladığından, eyleme destek verenleri "Glu Glu dansı yapıyorlar" diye hafife aldı. Adalet Bakanı Şevket Kazan ondan aşağıda kalmadı ve eylemcileri "mum söndü" oynuyorlar" diye eleştirirken, bu olay karşısında bile dinsel taassubunu yansıtan bir tavır sergileyebildi. Sonuçta RP ağırlığını koysaydı, temiz toplum mücadelesi çok ciddi bir avantaj elde edecekti. Yine de TBMM'nin kurduğu Susurluk Araştırma Komisyonu bu işi ciddiye aldı ve Mehmet Ağar'dan, Sönmez Köksal'a, Oral Çelik'ten Eyüp Aşık'a toplam 52 kişinin ifadesini alarak önemli bir belge yayımladı. Susurluk Süreci'nin cesaretle ve derinlemesine ele alınmaması, 2007'de açığa çıkarılmaya başlanılan Ergenekon örgütlenmesi türünden, darbe yapmayı planlayan yapılanmaların cesaretini açıkça arttırmış olmalıdır.
Sayfa 428·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
Reklam
Reklam