Dünyada insanlar farklı farklı üstünlüklerle yaratılmışlardır. Öte yandan sahip oldukları imkânlar da çeşit çeşittir. Bunların hiçbirine başlangıçta kendimiz karar vermiş değiliz. Dolayısıyla dünyadaki geçici koşullarımız Yüce Yaradan tarafından sınav amaçlı olarak belirlenmiştir. Ahiretteki durumumuz ise bu dünyadaki iradeli davranışlarımızla elde edeceğimiz sonuca göre şekillendirilecektir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Bak! Biz onları nasıl farklı farklı üstünlükler içerisinde kıldık. Hâlbuki ahiretteki üstünlükler daha büyük ve daha değerlidir.” (İsra, 17/21) Dolayısıyla dünyadaki farklılıklarımız ve üstünlüklerimiz bu geçici süreçte Cenab-ı Hakk’ın takdiriyken ahiretteki derecelerimiz kendi irademizle ve tercihlerimizle karşılığını bulacağımız neticeler olacaktır. Bu açıdan bakıldığında, kelimenin tam manasıyla bir heykeltıraş gibi kendi gelecek varlığımızı kendi ellerimizle şekillendiriyoruz. “Her kişi kendi kazandığı karşılığında rehindir.” (Tur, 52/21)
Sayfa 13·Kitabı okudu
Ebu Hüreyre (Allah ondan razı olsun)'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "İşlediği günahları açığa vuranlar dışında ümmetimin tamamı affedilmiştir. Adamın geceleyin bir günah işleyip sonra Allah onun bu ayıbını gizlemişken sabahleyin Ey falan dün gece şöyle şöyle yaptım demesi, günahını açığa vurmasıdır. Halbuki o kişi Rabbi kendisinin kötülüğünü örttüğü halde geceyi geçirmişti. Fakat o Allah'ın örttüğünü kaldırarak sabahlamış bulunuyor." (Buhari, Edeb 60, Müslim, Zühd 52)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
uçurumun kenarında yıkık bir ülke -5
Türkiyenin savaşa girişiyle, hayat pahalılığının ne derece yükseldiği şu örnekle görülmektedir: 27.7.1916 da bir okka koyun etti 17 kuruş, bir okka zeytinyağı 18-19 kuruş, bir okka kaşar peyniri 21-30 kuruş, bir çuval un 5-10 lira, bir okka fasulya 7-11 kuruş, bir okka peynir 18 kuruşken; 10.1.1918 de bahsedilen malların fiyatları şu seviyeye çıkmıştır: Bir okka koyun eti 80 kuruş, bir okka sığır eti 95 kuruş, bir okka zeytinyağı 165 kuruş, bir okka kaşarpeyniri 260 kuruş, bir çuval un 52 lira, bir okka fasulya 85 kuruş ve bir okka peynir 170 kuruş. İzmir'deki Bulgar diplomatının 10.3.1917 tarihli raporunda belirtildiğine göre yünlü, pamuklu kumaşlarla ayakkabı derisi fiyatları yüzde 400 oranında artmıştı. Aynı raporda, gündelik ölüm olaylarının 72-124 arasında olduğu belirtilmektedir. Bu ölüm olaylarında sebebin % 60ı çeşitli hastalıklardan organizmanın zayıflaması, %10u ise doğrudan doğruya açlık olduğu yazılmaktadır.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Türk Tarihi
Peygamber ve Sünnete Olan İhtiyaç
Yüce yaratıcı insanoğlunu mükerrem ve mükemmel bir varlık olarak yaratmıştır. Fakat bu mükemmelliğine rağmen insan, ilâhî hitaba doğrudan muhatap olacak yapıya sahip değildir. Bu sebeple dünyada insan hayatının başladığı günden beri, Allah Teâlâ, onların arasından seçtiği "Nebî" veya "Resûl" denilen peygamberleri kendisiyle kulları arasındaki irtibatı kurmak ve açıklamakla görevlendirmiştir. Bütün peygamberler, Allah'ın emir ve nehiylerini O'nun kullarına ulaştırmak ve onlara doğru yolu göstermekle görevlendirilmiş hidâyet elçileridir. Peygamberler bu kutsal elçilik görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışmışlardır. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem de ümmetine Allah Teâlâ'nın istediği şekilde yaşamaları için gerekli bilgileri uygulamalı olarak vermiştir. Her peygamber gibi bizim peygamberimizin de iki temel görevi vardı: Tebliğ ve beyân. "Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan, O'nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun" Maide sûresi 5, 67. "İnsanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın diye sana da Kur'ân'ı inzâl ettik" Nahl sûresi 16, 44. Peygamber Efendimiz vahiy yoluyla Allah'tan aldığı Kur'ân âyetlerini, görevi gereği, insanlara sadece ulaştırmakla kalmıyor aynı zamanda onları açıklıyor ve anlatıyordu. Tebliğ ettiklerini açıklamak ve anlatmak onun asli göreviydi. Hemen işaret edelim ki Peygamberimiz'in tebliğ görevi evrensel olduğu için, açıklamaları da ona uygun bir çerçeve ve nitelikte gerçekleşiyordu. Yani sünnet, Kur'ân'ın evrensel planda Hz. Peygamber tarafından yorumlanması demek oluyordu. Mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in eksiksiz, yeterli, açık ve her şeyi açıklayıcı olmasına ve dinimizin de ikmal edilmiş bulunmasına rağmen, sünnetin ifade ettiği bir
Kitap Alıntısı
Kim KORKAK, kim CESUR
Kutschbach'in 31 Mart ve II. Abdülhamid'e karşı gâyet uzak ve kuşkucu tutumuna karşılık Sternberg, İstanbul'da ayaklan-manın bastırılmasını sağlayanları şöyle değerlendirmektedir. "Makedonya'nın hırsız çeteleri" (s. 52). Kitabın dördüncü bölü-münde Osmanlı Devleti'nin tarihi ile ilgili bâzı yüzeysel açıkla-malarda bulunulmaktadır. Yazar, II. Abdülhamid hakkında şöyle yazıyor: "Bugün bütün her şeyin günahı Sultan'a yüklenmektedir. Fakat târih, onu pek çok şeyden azad edecektir. Zulmü korkudan, gerici yönetim biçimi ise mevcut koşullardan kaynaklanıyordu. En yetenekli kişileri kendine danışman seçmiş olduğunun en açık göstergesi, şimdiki yöneticilerin yine aynı kişileri yönetimin en üst kademesine getirmiş olmalarıdır. Abdülhamid'in düşüşü bir zorunluluktu, çünkü o pâdişah olduğu sürece hiçbir Jön Türk kendisini güvende hissedemezdi."
Sayfa 180·Kitabı okuyor
Tarih
Hz. Adem Kıssasından çıkarılacak ders
İnsanlar, insanlık icabı zaman zaman bazı günahlarda, hatalarda bulunabilirler. Elverir ki kusurlarını bilsinler. Bunları bir an evvel terk edip bir daha işlememeğe azmetsinler ve bu hatalarından dolayı Cenâb-ı Hakk'a niyaz edip onun af ve mağfiretini yalvararak istesinler. İşte Hz. Adem kıssası, bize bu hikmet dersini vermektedir. I-52
Kitap Alıntısı