Sevdiği kızı alamayınca erkekler
542 yılı civarında Kuzey Çin'e akın yapabilen Gök Türkler, 545'te Çin'deki Batı Wei Devleti'yle ilk resmî ilişkiyi kurdular. Arkasından Bumın liderliğinde Töles boylarını kendilerine bağlayıp hem askerî açıdan hem de nüfusça güçlerini artırdılar. Kendine güvenen Bumin, vassalı olduğu Juan-juan hükümdarının kızıyla evlenmek istedi. Ancak, teklifi hakaretle reddedilince ani bir hücumla Juan-juanların devletini yıktı. Yerine bağımsız Gök Türk Devleti kuruldu (552). Il Kağan unvanını alan Bumin, kuruluşun ilk yılında ölünce yerine büyük oğlu Kara tahta geçti. O devleti büyütmeye çalışsa da 553'te ölümü üzerine kardeşi Mukan, Gök Türk Devleti tahtına oturdu.
Sayfa 24 - Kronik Kitap·Kitabı okuyor
Tarih-Araştırma
“Bir tecrübeden yalnızca içinde barındırdığı kadar bilgelik kazanabileceğimizi unutmamalıyız, daha fazlasını değil; yoksa sıcak sobaya oturan kediye benzeriz. Kedi bir daha asla sıcak sobaya oturmaz – yaptığı doğrudur da ama bir daha asla soğuk sobaya da oturmaz.” Mark Twain
Sayfa 207 - Pegasus Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2022·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tibetlilerde, de IX-X. yüzyıllarda, “karga”nın gök tanrısı timsali olduğuna Laufer işaret etmiştir. Çin’de, göğün zirvesi timsali olan kuş, gittikçe karga görünüşünden ayrılarak, “fen- huan” adı verilen, karışık organlı, sülün ve su kuşuna benzer efsanevi bir şekle girmiştir. Böyle efsanevi bir kuş, Kök-türk ve Uygur Kagan sülälelerinin tasvirlerinde, alın üzerinde temsil edilmiştir. Baş üzerinde temsil edilen kuş, heraldik veya kosmik bir timsal olabileceği gibi, ruh remzi olarak da tefsir edilmiştir. Türklerde, daha geç değirlerde “ak sungur” bey ruhu timsali idi. Türk hükümdar soylarının kuş ongunları da olduğu bilinmektedir. İstemi Kagan’ın tahtını süsleyen “yonkuş” (tavus) yanında yırtıcı kuşlar da ongun mahiyetinde idi. Çince muharref şekilde, Mukan olarak verilen Kök-türk Tagarırır (553-572) ünvanları arasında , Cumilev, kuş manäsına “Kuşu” ve “muzaffer” manäsına “Yangdı” ad­ larına dikkati çekmektedir. KUŞU, bir boyun da adı idi (Bugün Kütahya’nın Simav ilçesine bağlı kuşu kasabasının adı da buradan gelmiş olabilir.). Su kuşlarından “kaz” ve “korday” (kuğu kuşu, kuğu cinsinden bir kuş) ise “beylik” ve “kut” (uğur, devlet, baht, talih, saadet) rem­zi idi.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Söz gelimi, yukarıda da gördüğümüz gibi, 2'nci yüzyılda Mesih'in "tanrı" olduğuna inanan Hristiyan cemaatlere (Bithynialı Hristiyan cemaat yahut Ignatius) tesadüf edildiği gibi onu "beşer" diye niteleyen cemaatler de (Ebionitler ve Dinamik Monarşiyanistler) var olmuştur. Burada işin ilginç boyutu, Hristiyanlık çatısı altındaki bu keskin ayrışımların çağdaş pagan yazarların da dikkatini çekmesidir. Celsus, 175 yılı civarında yazdığı ve Hristiyanlığı hedef aldığı bir eserde, Hristiyanlar arasında ortak bir din adı dışında hiçbir konuda müştereklik bulunmadığını dile getirmiş, her bir akım (cemaat) mensuplarının diğer akımlara mensup dindaşlarından nefret ettiklerini eklemiştir.Bundan daha çarpıcı bir yorum ise sonraki bir dönemden gelmektedir. 4'üncü yüzyılın pagan tarihçisi Ammianus Marcellinus, karşıt görüşleri savunan Hristiyan ruhbanların birbirlerinden öldüresiye nefret ettiklerini belirtmiştir.Bu durumda pagan yazarların kayıtları da bize, kilise tarihini konu edinen eski metinlerin sürgün edilen ruhbanlara ve "sapkın" akımlara ilişkin haberlerle dolup taşmasının doğal olduğunu göstermektedir.Gerçekten, erken dönemin Hristiyan kaynaklarına göre karşıt görüşlü Hristiyan grupların (cemaatlerin) sözcüleri ve kanaat önderleri birbirleriyle rekabete kalkışmak, düşman gibi gördükleri rakiplerini sapkın olmakla suçlamak, birbirlerini aforoz etmek ve mümkün olursa rakip ruhbanları sahnenin tamamen dışına itmek için hiçbir fırsatı kaçırmamışlardır. Antik Çağ ve Geç Antik Çağ'ın büyük-küçük, evrensel-yerel sayısız kilise meclisinde, mesela Nikaia (İznik, 325), Constantinopolis (İstanbul, 381), Ephesos (Efes, 431), II. Ephesos (449), Khalkedon (Kadıköy, 451) ve II. Constantinopolis (553) konsillerinde "ortodoksluk" ve "sapkınlık" kavramları önde gelen bir tartışma alanı
Din
553-572 yılları arasında Gök Türk tahtında kalan Mukan Kağan, kişiliği hakkında Çin kaynaklarında en çok bilgi verilen Türk hükümdarıdır. Bu bilgiler özellikle onun zeki, bilgili ve sert tabiatlı olduğu üzerinde toplanmaktadır, Kırlangıç kalesi (Yen-tou) anlamına gelen bir ismi daha vardı. Yüzünün genişliği bir ayak'tan (ch'ih)(30 cm.) fazla olan Mukan'ın gözleri donuk cam gibi idi. Askeri mücadele ve benzeri işlerde çok haşin idi. Yüzünün rengi çok kızıldı. Olağanüstü cesurdu. Askerî taktikleri iyi bildiği gibi ,ordusuna çok iyi kumanda ediyordu.
Sayfa 76 - Bilge Kültür-Sanat·Kitabı okudu
Tarih
yoruma bakın lütfen. (Yunanlılar İpeği de bizden çalmış)
553'de Bizanslılar kendi ipek sanayilerine sahip olmuşlardı. Prokopios Kesariyski'ye göre iki Hristiyan papaz. Bizanslı Theophanes'e göre ise birkaç iranlı, bastonlarının içini oyarakipek böceklerinden bir kaçını Soğdiyana şehirlerinden getirdiğini; Masson M.E. ise Theophanes'in anlattıklarına istinaden - onların Cürcan'dan kaçırıldığını ileri sürerler. Böylece Konstantinopol, Beyrut (Beritos), Tyrous (Sur) ve Antioch (Antakya) da ipek yetiştirileye başkandı...
Sayfa 68 - Selenge Yayınları·Kitabı okudu