Otomatik Portakal Anthony Burgess'den okuduğum ilk eser oldu. İncelememe kitabın yazarından başlamak istiyorum. Anthony Burgess kendisine beyin tümörü tanısı konması ve 1 yıl kadar ömrü kaldığını öğrenmesi üzerine, karısının geçimini sağlayabilmesi için roman yazmaya karar veriyor ve 1 yıl içinde 5-6 kitap yazıyor. Daha sonra kendisine yanlış teşhis konulduğu farkediliyor fakat yazar yazmaya devam ediyor ve ünlü bir yazar haline geliyor. Yazarın yazarlık serüveni kadar kitabı da bana çok ilginç geldi. Argo anlatımıyla, anlatılan olayların mide bulandıracak kadar iğrenç olmasıyla insanı rahatsız eden bir yapısı var. Kitabımız çocuk yaşta olan ana karakterimiz Alex'in çetesiyle birlikte hırsızlıktan tutun tecavüze, tecavüzden cinayete kadar her türlü suçu işlemesi ile başlıyor ve Alex'in yakalanıp ıslahevine atılmasıyla farklı bir boyuta geçiyor. Kitabın bundan sonrası tam bir sistem eleştirisi haline geliyor. Yöneticilerin insanları nasıl robotlaştırdığı, siyasilerin kendi çıkarları için insanları nasıl kullandığı ince ince eleştiriliyor.
Yeraltı edebiyatı bana çok hitap etmese de meraklıları için Otomatik Portakal'ın iyi bir seçenek olduğunu düşünüyorum.
Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim.