İsrail’in geçmiş savaşlar ve isyanlardaki asker kayıpları şöyleydi:
1948 Savaşı’nda 6.373 asker (iki ateşkes arası çıkarıldığında savaşın yaşandığı toplam gün sayısı 121’di).
1956 Savaşı’nda 172 asker (10 gün).
1967 Savaşı’nda 800–900 arası asker (6 gün).
1973 Savaşı’nda 2.500–2.800 arası asker (21 gün).
1969–1970 Mısır–İsrail Yıpratma Savaşı’nda 1.000’in üzerinde asker.
1982–1985 Lübnan işgalinde 654 asker.
Savaş değil, Filistinlilerin topyekûn ayaklanması olan Birinci İntifada’da 179–200 arası asker (5 yıldan fazla) ve İkinci İntifada’da yaklaşık 1.000 asker (4 yıldan fazla) hayatını kaybetti.
İsrail, HAMAS iktidara geldikten sonra Gazze’ye defalarca savaş açtı. Bu savaşlarda kaybettiği asker sayısı ise şöyleydi:
2006’da aylar süren düşük yoğunluklu saldırılarda 11 asker,
2008–2009’da 22 günde 16 asker,
2012’de bir haftada 6 asker,
2014’te 51 günde 80 asker,
2021’de 11 günde 15 asker.
Orası sadece yoktan var edilen bu şehrin yeşille ilk tanıştığı yer değil. Orası azmin, inancın ve emeğin eseri aslında. 1925'te kendi maaşıyla aldığı o bataklığı, "fena" araziyi, 1937 yılında bir orman olarak devlet hazinesine bağışlayıp bizlere armağan ediyor.
On iki sene içinde o bataklık arazi ne hale gelmiş diye sorarsanız söyleyeyim: 88 bin adet bağ omçasından oluşan 220 dönümlük bağ, 375 dönümlük sebze yetiştirmeye elverişli bahçe, 6.600 ağaçlık zeytinlik, 1.654 ağaçlık portakallık, 15 dönüm kuşkonmazlık, 100 dönüm park ve bahçe alanı, 2.650 dönüm çayır ve yoncalık, 1.450 dönüm yeni orman ve 148 bin dönüm ziraat arazisiyle meralar.
637'de son prens babasının güzel odalığına âşık olmuştu. İmparatorun ölümünden sonra hanımları, traş edilmiş başlarıyla ömürlerinin sonuna kadar yaşamak zorunda oldukları Budist tapınağına gönderilmişlerdi. 650'de yeni imparator Kao-tsung tapınağı ziyaret ettiğinde eski sevgilisiyle karşılaşmış ve yüreğindeki aşk yeniden alevlenmişti. Rakibelerine karşı baskın çıkmak isteyen kısır imparatoriçenin rızasıyla bu gözde odalık imparatorun haremine alındı. tabi bu durum gözde olarak ona, elebaşlılığını bizzat yürüttüğü güçlü entrikalar çevirme imkanı vermişti.
654'te Kao-tsung büsbütün onun tesirine girerek onu imparatoriçe ilan etmişti.
654'te Wu Chao bir çocuk doğurdu. Bir gün imparatoriçe ziyarete geldi ve o gider gitmez Wu yeni doğmuş bebeği -kendi bebeğini- boğdu. Cinayet ortaya çıktığında şüpheler hemen birkaç dakika önce orada olan ve kıskanç doğası herkesçe bilinen imparatoriçe üzerinde yoğunlaştı. Bu tam olarak Wu'nun planladığı şeydi. Olaydan kısa bir süre sonra imparatoriçe cinayetten mahkum olup idam edildi. Wu
Chao onun yerine imparatoriçe olarak taç giydi. Zevk hayatına düşkün olan yeni kocası yönetimi memnuniyetle Wu Chao'ya teslim etti. Wu Chao o zamandan beri İmparatoriçe Wu olarak tanınır.
Aynı zamanda Suriye sahillerinde Bizans’tan kalma tersanelerden yararlanarak ilk deniz birliklerini kuran Muâviye, 28 (648-49) yılında Kıbrıs üzerine bir donanma gönderdi ve ada barış yoluyla ele geçirildi. Kıbrıs yöneticilerinin anlaşmaya uymamaları üzerine 33 (654) yılında yapılan ikinci seferde Kıbrıs tekrar alındı ve buraya 12.000 kişilik askerî birlik yerleştirildi. Kıbrıs’a yerleştirilmiş olan bu birlik Muâviye’nin oğlu Yezid tarafından 680 yılında geri çekildi.