Yanılsama gibi... (Bana öyle geldi.)
Puan vermedi·88 syf.··
2026 17. kitabı
Bir erkeğin istemeden evlense de erişemedigi karısının hal ve hareketleri karşısında şekillenen hayatıymıs gibi görünüyor kitap okurken. Ama benim aklımdan: O erkeğin halk; "kahpe"nin ülkenin o devir ki yöneticileri ve kalemdan üzerine endamıyla çizilen rüya mı gerçek mi anlayamadığı o güzel kızın, bir yönetim rejiminde hasret duyulanları içeriğinde barındıran hayalleri temsil ettiği geçti... Gösterip elletmeyen o "kahpe"nin en sonunda gözünü çıkarmış olması da halkın bir yerde baskıcı yönetimi alt edeceğine inanışı olsa gerek dedim. Çünkü (syf.37) "Ne mal dârem ki dīvān behored / Ne din dârem ki şeytan bebered" ~ne malım var kadıya yedirecek, ne dînim var şeytana verecek.~ verecek diyordu kahraman. Yazarın hepi topu 69 sayfaya sığdırdığı felsefi sayılabilecek düşündürücülüklerle dolu bu kitabı bana daha ziyade siyasi geldi. Düşüncelerimiz her konuda uyuşmasa da okunmaya değer bir kitaptı.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Puan vermedi
2026 yılında en çok okuduğum yazar olan Nermin Yıldırım ‘ın ilk romanı. Burdan başlamamıştım ama 5 kitap sonra işte burdayım (: Nermin Yıldırım okurken alıntılama yapmaktan yeni sayfaya bir türlü geçemediğim için de ağır ağır sindire sindire haftalarca okurummm. Yine bir kopuk aile.. anne-baba-evlat üçgenindeyiz. Süreyya, bir yazar, yıllardır görmediği annesinden gelen bir telefonla başlar anlatmaya..Bir kırklarındaki Süreyya’dan bir de 69 yaşındaki annedinden dinleriz her şeyi. Bölümler bir kızı bir anneyi konuşturur. Pal Sokağı Çocukları okumalıyım artık (: Süreyya’nın da başucu kitabıymış. Ve de benim çocukluğumun da favori yazarı Jules Verne ile birlikte.. Bu kez Paul Auster’ı keşfediyorum Nermin hanım sayesinde. Süreyya üniversiteyi 12 Eylül darbesi zamanında hukuk okur. Dönemin soğuk günlerine götürür bizi. En iyi arkadaşı Zinnur, istismar mağduru bir genç kız. Yine Nermin Yıldırım imzası gibi bir karakter daha. Yıllar sonra çocuk yaşta başlayan istismarın katili olacaktır. Süreyya babaanneyle büyür. Ona da ait olamaz, hep boşlukta gibi. Babanne o üniversite 3’teyken ölür. Mezun olur, çevirmenlik yapmaya başlar. Hukukçu olmayı istemez.
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20256,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Hırçın rüzgar gibi geçti Beyhude Ömrüm"
10/10
·212 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:49
"İnsanoğlu dünyaya niçin gelir? Herhalde bir bahçe kurmaya gelir. Bu düşünceyle gülümsüyorum. Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi?" İncelememe 69. sayfadan bir alıntı yaparak başlamak istedim. Sahiden de dünya hayatını bir bahçe ile metaforlaştırabilir miyiz? Bence metaforun âlâsı olur. Peygamberimiz de diyordu ya hani; kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa elindeki fidanı dik, diye. İşte son gün bile bahçeyi donatmamızı isteyen bir dinimiz var, daha ne olsun.. Üretmenin, emeğin, faydalı olmanın bu denli önem arz etmesine bir bahçeden yola çıkarak varabiliriz. Ya da bir bahçeye doğru yol alarak varabiliriz.. Hikayenin bütününe dönelim. Tam bir Anadolu insanının Anadolu yaşantısından esintileri getirip önüne seriyor. Betimlemeleri kuvvetli olan kitapları ayrı severim. İşte bu konuda güzel hissettirdi Beyhude Ömrüm.. Bir meyve bahçesinde hangi meyvelerin olabileceğini önceden öngörüp meyve tedarikinizi yapmanız tavsiyemdir. Zira bir armut anlatışı var Mustafa Kutlu'nun, o an armut olsa da yesem dedirtir. Kayısıya geldiğimde şükür ki bir koşu meyveyi alıp kitabın başına oturabildim. Kitabı tam bahçenin sefasının sürüleceği yaz günleri okumanızı ayrıca tavsiye ederim. Bu sıcak günlerde okumak ayrı zevkliydi. Köylerin zamanla terk edilişi tam da hikayede anlatıldığı gibi oluyor. Şahit olduğumuz o uzun süreç hep de böyle akıyor insanların hayatında. Yavaş yavaş, eksile eksile, özlene özlene.. Kaçınılmaz sona gidiliyor kâr mı tam da bilinemeden... Kitabı sonuyla da çok sevdim. Her kötü son üzmez. Bir tamamlanmışlık olsun yeter ki. Gözün arkada kalmaması belki de huzurların en güzelidir.. Ne ile geçerse ömür, onun esintisi vurmaz mı son kez yüze? Bir ölümün, ayazın içinde sıcak bir gözyaşı ile gelmesine huzur diyebilir miyiz? Pek tabii bence. Hikaye iki mevsimi
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Dünden Sonra Aynı Kişi Değiliz
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 09:30
Kitaba bir Proust incelemesi okuyacağımı düşünerek başladım. Proust gibi büyük bir yazarın gölgesinde kalacağını düşünüyordum ama Beckett’in sesi o kadar baskındı ki Proust’u anlatırken bile kendi düşünsel üslubunu kaybetmemesi hatta zaman zaman metne damgasını vurması beni çok etkiledi. Bunu Beckett’in yalnızca bir yorumcu olmadığını, başlı başına bir yazar olduğunun göstergesi olarak gördüm. Ben bu kitapta Kayıp Zamanın İzinde metinlerinin karakter ve olay örgülerinin açıklanmasını beklerken Proust’un dünyasını oluşturan temel gözlemleri fark ettim: zaman, alışkanlık, aşk, sanat ve bellek. Beckett’in Proust’u yorumlama şekli bazı yerlerde Gilles Deleuze’ün Proust ve Göstergeler’ini hatırlattı. Her iki yazar da Proust’u bir romancıdan çok bir düşünür gibi yorumlamış ve iki metinde de bu ayrıntıyı çok sevdim. Karakterlerden ziyade onların arka planına, onları harekete geçiren düşünsel yapılara odaklanmışlar. Kitabın ana teması ZAMAN’dı. Bu bizim zamanı nitelendirdiğimiz şekliyle kronolojik bir zamanlama değil zamanın insanı sürekli dönüştürmesi ve eski benliğe dönüşün imkânsızlığı üzerine odaklanmıştı. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi çarpıtmıştır.” (s.12) Zaman temasını vurgulandığı kısımlarda Paul Ricoeur da akla gelebiliyor. Çünkü o da belleği depolama alanı gibi görmeyip sürekli dönüşen ve yeniden yapılanan benliğin yansıması olarak görüyor. Diğer bir tema hafızanın güvensizliği ve insanın kendine yabancılaşmasıydı. Dün istediğimiz şeyler, bugünkü benliğimiz için artık aynı anlamı taşımayabilir. Çünkü dünkü ego ile bugünkü ego aynı değildir. Geçmişe dönmek, artık tam olarak bize ait olmayan bir benlikle karşılaşmak gibidir. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi
Felsefe
ProustSamuel Beckett · Metis Yayıncılık · 2012315 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
150 karakter olsn die ben ne yazim amk ne beklio hem ne gerk var yain 69 olmau amknben ne yazim AAAAAAAAAAAAAAAAAAMMMMMMMMMMMMMMKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKKK
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,5bin okunma
Namaz bir vekalet
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Her tarafında türlü ibadetlerine eda edildiği Kainat mescidinde insan, görevli bir araştırmacı... varlıkların hizmet ve ibadetlerinin en yakın gözlemcisi... varlıklar üzerindeki müşahadelerini kendi ruhunda toplayıp cenab-ı Hakk'a şuurlu bir şekilde aktarabilen bir ustabaşıdır. Hilafet, kelime anlamı ile bir kişinin diğerinin yerini alması onu temsil etmesi ve yetkilerini onun adına kullanması demektir. kur'an-ı Kerim'de insanın Hilafet vazifesine bazı ayetlerde şöyle değinilmiştir. "Hani Rabbin meleklere demişti ki ben Yeryüzünde Bir halife yaratacağım" (bakara,30). "Sonra sizi halifeler yaptı" (A'raf, 69). "Sizi yeryüzünde halifeler kıldık." (Yunus, 14). "Sizi yeryüzünün halifeleri yapan kim?" (neml,62). Evet, insan, Bütün canlılar, daha da Ötesi Bütün yaratılmışlar adına Cenab-ı Allah indinde bir elçidir. Namaz kılmak kişinin kendi kulluk görevinin bir parçası olmakla birlikte diğer varlıkların hizmet ve ibadetlerinin insan tarafından Allah'a takdim edilme işlevinide görür.
Alıntı
Huzura VarıncaMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2024584 okunma