İnceleme
10/10
·489 syf.··
2026 4. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 19:38
Asr-ı Saadet ve günümüz arasında bir köprü olan bu kitap, sahabelerin hayatını kronolojik bir tarih olarak anlatmakla kalmayıp günümüz Müslümanının modern dertlerine ve aile hayatına dair pratik mesajlar içerir. 82 il 82 sahabi projesi Türkiye'ye yolu düşmüş, o şehirlerden geçmiş yahut meftun olarak adı anılmış sahabelere dair her bir şehir için ayrı çağrışım yapılmış. Kitabın son serisindeki sahabi hayatı Ebu Hüreyre ile sonlandırılmış. Dili hafif ve sohbet havasında olduğu için okumakta ve anlamakta güçlük çekmeyeceğiniz, bilhassa gençlerin, Peygamberi sahabelerin gözünden tanıma ve ona yakın olma olanağı sunması yönünden okuması tavsiye edilir.
Din
Sahabe İklimi - 4Muhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınevi · 2019604 okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2026 136. kitabı
Bir Dinozorun Anıları, Mîna Urgan’ın 82 yaşındayken; unutmadan şu anılarımı yazayım diyerek başladığı otobiyografik bir kitap. “ Mina Urgan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı üniversitenin İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde akademik kariyerine başlamış, 1960 yılında profesör olmuş ve 36 yıl boyunca bu bölümde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. 1977 yılında emekli olana dek pek çok önemli öğrenci yetiştirmiştir. Mina urgan Mustafa Kemal Ataturk"un caginda yani o yasarken onla ayni zamanda yasamis oldugu icin fikirlerinin cogu onun dusunceleri isigindadir. Ancak Mina urgan kemalist dusunceleri benimsedigi gibi kendini bir sosyalist hatta komunist olarak tanimlamistir. Zira bu toplumsalci tavri kitaplarina da yansimistir. Mina Urgan tipki can yucel gibi toplumcu bir yazardi ve eserlerinde can yucel kadar olmasa da yeri geldigi zaman elestiri anlaminda tabir i caizse " kantarin topuzunu kacirarak" yergilerini kufre donusturebiliyor. Eserin belki elestirecek tek yani bu olabilir. Onun disinda sanki halkla karsilikli ve onlarin sorunlarini diyolog halinde konusuyor gibi hitap ediyor.
Minâ Urgan
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Reklam
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,640 okunma
7/10
·152 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 11:55
Hüseyin Rahmi Gürpınar Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç Eserde; tek bir konu etrafında iki farklı hikâyenin aynı zeminde harmanlanmış olarak eski İstanbul semtinde geçen, bir yanda mahalle sakinlerinin ilişki ve iletişimleri diğer yanda ise aynı konu temelinden filizlenen mektuplaşma hâlinin neticesine varıncaya değin farklı bir olay aktarılmaktadır. • - ... Sanki bu dünyaya bir kuyrukluyıldız çarpacakmış da hepimiz tuzla buz olacakmışız... - Bedriye Hanım teyze... Kuyruklu bize ne vakit çarpacakmış? - Önümüzdeki mayısın bilmem kaçında... Sabaha karşı çarpacakmış diyorlar. - Çarpacağını böyle günüyle saatiyle nasıl biliyorlar? Kuyruklu filan günde filan saatte çarpacağım diye bu dünyaya telgraf mı göndermiş?.. - İnanmayınız... İnanmayınız... - Yalan değil... Yalan değil... (Sayfa 5) • ... Çünkü insanlar her felakete cehaletleri sebebiyle uğramışlar ve hâlâ uğramaktadırlar. ... (Sayfa 29) • ... Meğerse bir kız için dama çıkmak epey ayıpmış... Bu memlekette kızlar için ayıp olmayan ne var acaba?.. (Sayfa 65) • ... Çeşitli ırklar arasında değil aynı millet içinde, hatta aynı aile fertleri arasında bile emellerde ne derece anlaşmazlık, menfaatlerde ne kadar açgözlülük hüküm sürdüğü ortaya çıktı. Meğerse âdemoğlu hileden ibaretmiş. ... (Sayfa 82) • ... ben sizi sevdim. Seviyorum. Ve hayatım boyunca seveceğim... Bu bir emrivaki. ... (Sayfa 97) • Aşk denilen şey meğer ne şiddetli bir ruh fırtınasıymış! (Sayfa 105) Komşu kadınların iletişimleri; camdan, balkondan kurulan iletişim eski zamanların sıcaklığını hissettirmesinin yanı sıra yüzümde samimi bir gülümseme peyda etmesine vesile oldu. Diğer yanda İrfan Bey'in kadınlar hakkındaki düşüncesi, eylemleri ile başlarda kendisine pek ısınamamış olsam da, ansızın gelen bir mektup ile kendisini bir anda içinde bulduğu duygusal dengesizlik içinde süregelen
Edebiyat
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,6bin okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2026 3. kitabı
İnsanlığın Geleceği ve Sivil Toplum [Turgay Aldemir, Tire Kitap, 220 sayfa] Kitap Hakkında: Kitabı özellikle STK'larda görevli, yöneticisi statüsünde ve sivil toplumun geleceğine ilişkin ilgisi olan herkesin okumasının faydalı olacağını düşünüyorum. Kitap Sivil Toplum, Medeniyet, Aile ve Gençlik, Günümüz ve Müslüman Coğrafya konulu 4 ana bölümden oluşuyor. Gelecek Perspektifi ve Birliktelik Modelleri gibi özel başlıklarda dikkat çekici. Yazarın kendisi de şuan bir STK platformunda başkanlık yapmasından dolayı tecrübe ve öngörülerini aktarıyor. Kitabın içinden bir kaç pasaj; "Hâlâ bir simetri hastalığına tutulmuş gibi davranılmaktadır. Her yapı, herkesin, ülkesindeki ve dünyadaki tüm Müslümanların, kendileriyle aynı çizgide durmasını istiyor. Böyle bir durum akıl kârı mıdır? Yekpare ve homojen bir İslam algısı yaratmak müm- kün müdür?".s.216 "Gözlemlediğim kadarıyla önümüzdeki süreçte aşırı din dilini kullananların, yaşantısını bir ötekinin hayatı üzerine baskı kuracak şekilde belirleyenlerin var olma şansı zayıflayacaktır. Peki, bu dönemde nasıl ve hangi ilkelerle var olunacaktır? Zarafetle, insanların hayatını kolaylaştırmakla, doğru düşünceyle, sanatla, edebiyatla, doğru mimariyle, çevre bilinciyle, sinemayla, tarih le, sporla, nitelikli medyayla var olunacaktır. Turgut Cansever Hoca'nın dediği gibi, "Hayatta yer işgal eden değil; yer açan bir dindarlığın yokluğunda ortaya çıkan insanlar olmak gerekiyor"s.82 ""Müslümanlar dünya nüfusunun çeyreğini teşkil etmelerine karşın, küresel oyun kuruculara alternatif bir etkinliğe sahip değiller. Kukla devletler, niteliksiz idareciler, suni sınırlar, ulusçu dürtüler ve önemsiz fikri ayrılıklar gibi pek çok etken Müslümanların ihtilaflarını derinleştirmekte, vahdetini zedelemektedir."s.213 Yaşanılan coğrafya ve ait
İnsanlığın Geleceği ve Sivil ToplumTurgay Aldemir · Tire Kitap · 202013 okunma
82 yaşında yazılmış dolu dolu bir kitap…
Puan vermedi·353 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 13:34
Uzun bir aradan sonra, zamana yayarak keyifle okuduğum Bir Dinozorun Anıları kitabının incelemesi ile geldim. Öncelikle “dinozor” nereden geliyor? Mina Urgan kendisini eski kuşaktan, geçmişin değerlerini taşıyan biri olarak gördüğü için kitabına bu ismi veriyor. Bence de oldukça yerinde ve anlamlı bir seçim olmuş. Çünkü o; bilgisi, duruşu, hayata bakışı ve nezaketiyle artık pek az rastlanan, nesli tükenmekte olan nadir insanlardan biri gibi hissettiriyor. Mina Urgan daha kitabın girişinde bile beni etkiledi. 82 yaşında bu kitabı yazmış olması başlı başına hayranlık uyandırıcı. Pek çok insan o yaşlarda hastalıklarından ve hayatın zorluklarından söz ederken, onun yaşlılığa rağmen hayata bağlılığını, enerjisini ve anılarını böylesine samimi bir şekilde kitaplaştırması çok etkileyici. Satırlarında hem güçlü bir yaşam sevgisi hem de yılların biriktirdiği derin bir deneyim hissediliyor. Dolu dolu yaşanmış bir hayat… Çocukluğu, gençliği, edebiyata ve öğretmenliğe olan tutkusu kitabın her satırında hissediliyor. Mina Urgan, birçok ünlü isim ve seçkin edebiyatçıyla yaşadığı anıları samimi bir dille anlatırken, Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve o dönemde yaşanan olaylara da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitap sadece bir anı kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu hissettiren çok değerli bir anlatı gibi. Ben kitabı keyif ve merakla okudum. Bir Dinozorun Anıları, samimi anlatımı ve bir döneme ışık tutan anılarıyla gerçekten etkileyici bir eserdi. Mîna Urgan’a hayran kalmamak elde değil. Kitapseverlere gönülden tavsiyemdir, mutlaka okuyunuz.
Edebiyat
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Reklam
Reklam