Ben, kitaplar konusunda antika zevki olan bir fakir bir yazarım...
Sayfa 9·Kitabı okudu
Alıntı
Şükrü Kaya
" ... Biliyorsunuz ki efendiler, Türk akını ve uygarlığı asırlarca birçok kıtaya egemen oldu ve gittiği yerlere uygarlığını, nufusunu ve birliğini beraberinde götürdü. İstimar (84) tarihinde hiçbir kavim yoktur ki -hatta Roma İmparatorluğu dahil- hiçbir devlet yoktur ki, istimar yeteneğini göstermiş olsun. Bugün Avrupa'nın birçok yerinde Türklerin diktiği abideler ve eserler meydandadır. Bugün Türk egemenliğinin çekildiği yerlerde Türk hasretini çeken milletler çoktur. Türk, egemen olduğu zaman egemen olduğu bütün noktalarda bir Türk barışı kurmuş ve Türk barışı asırlarca devam etmiştir. Fakat, bazı tedbirsizlikler yüzünden Türk askerlerini çekmeye mecbur olduğu yerlerde kendi soyundan olan soydaşlarını da bıraktı. Türkler, dışarıda kalmayı istemediler ve memlekete geldiler. ..."
Sayfa 66·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bakışlarla, sözlerle ve dokunuşlarla gerçekleşir bu. Romantiklerden Novalis sıralamayı şöyle tasvir etmişti: "Bakış - (konuşma) - ellerin dokunuşu - öpücük - göğüs teması - cinsel uzuvlara el atış - kucaklaşma eylemi" (sic ! , Novalis, über die Liebe,1 2001, 84). Bütün bu şefkat ve şiddetten, aşkın herkesin bayıldığı pembe-kırmızı saatleri doğar. Ne var ki bu cezbe hali gün be gün her an yaşanamaz. Sevenlerin birbirine dokunma tarzı, zıtlıklardan beslenir. Kaş çatmak, tebessümden farklı bir tesir yapar. Pek hoş olmayan bakış, daha güzel bir bakışa özlemi uyandırır. Ses yükselince, daha önce işitilmiş tatlı tınıların eksikliğini hissedersiniz. Nahoş koku veya tat, merkezkaç kuvvetleri serbest bırakır. En nihayet arzulanmayan, tacizci, şiddet içeren dokunuş, ilişkinin mutlak sınırını çizer.
Sayfa 32·Kitabı okudu
1000Kitap
Ordu içerisinden askerler satın alınabilirdi..
Cinna Adriyatik üzerinden geçerek Sulla'yı Illyria'da karşılamak üzere hazırlanırken 84 de Ancona'da askerleri tarafından öldürülmüştür.
Sayfa 151 - Türk Tarih Kurumu·Kitabı okudu
Üzülmekten başka ne gelir elden..:(
Özellikle istatistiksel araştırmalarda. Burada bulu­nan herkesin verisini bilgisayara girdiğimizde ortaya çı­kan rakam mahkumlarımızın kütüphane olgusuna çok uzak olduklarını ortaya koyuyor; tamı tamına yüzde 84.12'si okumaktan nefret ediyor. Mahkumların yüzde 26.38'i hiç okuma yazma bilmediği için bu durum gayet anlaşılabilir. Peki, ya okuma yazması olup da yaşamı bo­yunca kitaptan vebadan kaçar gibi kaçmış yüzde 47.71'e ne demeli? Geri kalan yüzde on kadarı da bir şekilde ki­tap okumuş ama onlar da kendilerine bir şey vermedi­ğini düşündükleri okuma eylemini zaman israfı olarak görüyorlar.
Sayfa 80 - Cehennem Kütüphanesi·Kitabı okudu
Alıntı
Yüreğimdir gerçekte kadife Tenim değil. Gece mavisi kadife, isimler sayıklayan, saklayan. Çekici bir ten olmamanın Korkusunu kapayan Kıvrımları arasına aklının. Aşkımdır aslında tüm sevgim İyicilliğim değil, Ezici, zorba bir aşk, Kötülüksever, kıskanç olan. Belki de sevememenin Yitikliğini barındıran Tuhaf arzuların köşelerinde. Benimdir bilirim kendimin sevgilisi, benim sevgilim değil. Coşkuyla koşulan uzaklıklar Dönüştükçe serin çıkmazlara Örtülü, acımasız olan. (Bu böyle yazgısı bilirim)? Zorlamam artık düşsel bir yalnızlık aşımını. Suskun dururum biraz da ölü bu oluş yazısında. Ocak, 84
Sayfa 73
Alıntı