Emevîlerce resmî siyaset haline getirilen Ehl-i Beyt düşmanlığı, Ömer bin Abdulaziz'in yalnızca üç yıl süren hilâfeti döneminde terk edilmiş; cuma hutbelerinde Hz. Ali evlâdına lanet ve beddua okunması geleneği kaldırılarak, onun yerine Nahl sûresinin 90'ıncı ayeti ikame edilmiştir.
90. Toplumundan inkar eden cumhur cemaat (yani ileri gelen ve göz dolduran seçkinler sınıfı) da, "Yemin ederiz ki eğer Şuayb'a uyarsanız, kuşkusuz o durumda siz kesin bir zarara uğrayacaksınız." dediler.
91. Derken onları o korkunç sarsıntı tutuverdi; derhal vatanlarında çökekaldılar.
92. Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar (var ya) asıl zarara uğrayanlar onlar olmuştu.
93. Şuayb onlardan yüz çevirdi de şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi inkarcı bir millete nasıl acırım."
Ne ki...
Adalet bir de şudur:
Onca kanın, onca canın vicdan yükü zamanaşımına filan uğramaz; için için yer, kemirip durur; istersen 90 na gel, bir son nefes gününde huzursuz bir ruhta, ruhuna huzur vermeyen onca siluette, onca suret ve hayalette vücut bulur.
Buna da inanmasa insanlar...
Asırlarca onca haksızlığın, onca mağdurluğun, onca çalınan ömrün, onca çocukluk gaspının üstüne hala umutları "serbest, özgür, onurlu" dolaşamazdı insanoğlunun.