Ünlü Yazarların İlham Aldığı Kitaplar
Seelaammm! Bu günün konusu, ünlü yazarları etkileyen kitaplar. Hazırsanız, başlayalımm! 📖 “O Kitap Hayatımı Değiştirdi” Ünlü yazarlar okurken hangi kitapta kendini buldu? Hangi cümle kalemlerini ateşledi? 🧙‍♂️ Neil GaimanYüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien “O kitabı okumadan önce hikâyeler sonsuz değildir sanırdım.” 📎 Gaiman, Tolkien’in Orta Dünya’sını keşfettikten sonra kendine özgü evrenler kurmaya cesaret etti. Mit yaratımı anlayışını buradan aldı. 📜 Virginia WoolfCin Pazarı ve Seçme Şiirler ( Christina Rossetti şiirleri) “Onun şiirleri, kadın sesinin kırılganlıkla değil, güçle yankılandığını gösterdi.” 📎 Woolf, Rossetti’nin şiirlerini gençliğinde ezberlediğini ve yazma tutkusu kazandığını söyler. 🗡️ George R. R. MartinYüzüklerin Efendisi (Tek Cilt)J. R. R. Tolkien (Spoiler) “Gandalf öldüğünde kendimi kaybettim. Hikâyelerde kimse ölmez sanıyordum.” 📎 Bu olayın Martin’e “gerçek tehlike ve kayıp” hissini verdiği, kendi kurgularında benzer duygular yarattığı bilinir. Yani evet… Ned Stark için Gandalf suçlu 😢 🧩 Haruki MurakamiMuhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald “Japoncaya çevirdim, sonra hayatıma yeniden başladım.” 📎 Bu romanı çevirme sürecinde yazı diline bakışı kökten değişti. Fitzgerald’ın melankolisini ve zarif yalnızlığını örnek aldı.
Edebiyat
CEMAL PAŞA’NIN ÖLÜMÜ ÜZERİNE BİR İTTİHATÇININ DÜŞÜNCELERİ
Duyduk, Cemal’i de vurmuşlar Tiflis’te. Temizleniyoruz Adli ki artık birer birer. Berlin’de Talat, Belcivan’da Enver… Bu son kurşun en acısı belki de: Bittik sayılır, bir dönem kapandı Cemal’le. Ziyadesiyle severdim Cemal’i ben. Unutamam, gizli bir görevle 915'te, yolum Şam Karargâhına düştüğünde, ardarda onca hezimet yaşanırken, Cemalle bir gece çalmıştık felekten. Pek hoşlanırdı edebiyattan merhum. Benim uğradığım gece de tesadüfen Ahmet Rasim Bey gelmişti Dersaadet’ten. Sabaha kadar kâh şiir, kâh genel durum, olmamıştır hiç o kadar konuştuğum. Hatıratını kaleme alıyordu Cemal o sıra. Bize de biraz okuduğunu hatırlıyorum: “909: Üsküdar Mutasarrıfı Oluyorum”. Sessizce gözleri doluvermişti bir ara Midilli’de geçen çocukluğunu andığında. Sonra Münih, oradan da Kabil’e geçmişti, İngilizlere karşı savaşmak amacıyla. Efkarlanmış mıdır acaba oralarda da? Nerede Afganistan, nerede Midilli! İşte, herşey çorap söküğü gibi gidiverdi. Bizler ki koskoca bir padişah devirdik, tüm dünyanın gözleri üzerimizdeydi. Bizden soruluyordu Osmanlının geleceği. Nasıl oldu da bu hallere gelebildik? Allahım, bizler böyle ölmemeliydik.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
D. MEHMET DOĞAN: CUMHURİYET’İN 100 YILININ SON 20 SENESİ Hafızamızı tazeleyelim: Türkiye 21. yüzyıla bir “devlet krizi” ile girmiştir! 28 Şubat soğuk darbesi seçimle gelen iktidarı yıktıktan sonra, 28 Şubatcı hükümetler kurulmuş, ülkenin istikrarı sarsılmış ve bilhassa ekonomik istikrar bozulmuştur. 28 Şubatçı hükümetler sürerken, darbe destekçisi Süleyman Demirel’in süresi dolmuş, “özde laik” Anayasa Mahkemesi başkanı Necdet Sezer cumhurbaşkanı yapılmıştır. Bu tam da “cumhuriyetçi”, 28 Şubatçı bir çözümdür! Başbakan Ecevit’tir. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasî yasaklı konumuna düşürülen Ecevit’i, aradan 15 yıl geçmeden darbecilerin safında görüyoruz. Siyasetin tabiatın aykırı bu gelişmeler devletin zirvesinde bir krizin yaşanmasına yol açar. Bir “Anayasa” krizi! Yer Çankaya köşkü. Millî Güvenlik Kurulu toplantısı, 19 şubat 2001... Cumhurbaşkanı, Başbakan’a anayasa kitapçığı fırlatıyor! Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bir vak’a! Başbakan da toplantıyı terk edip basına hadiseyi anlatıyor: “Bu bir devlet krizidir.” Akabinde piyasalar allak bullak olur. Döviz talebi 7,6 milyar dolarlı bulur. Merkez Bankası bu talebin ancak 1,2 milyar dolarlık kısmını karşılayabilir. Yabancı yatırımcılar piyasadan çekilir, bankalar tasarruf sahiplerinden döviz toplar, faizler %1000’lere yükselir. 23 Şubat 2001 tarihinde Merkez Bankası rezervleri 5,3 milyar dolar azalır, Bankalar arası para piyasasında gecelik repo faizleri %7500’lere, Hazine borçlanma faizleri ise %144’lere yükselir. Bankacılık sektöründe çok ciddi sarsını meydana gelir, 24 banka batar. IMF ve Dünya Bankası desteği ile “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” uygulanmaya başlanır. Sıkı para ve maliye politikaları büyüme, enflasyon ve faiz oranları açısından olumlu, câri açık ve istihdam açısından
1000Kitap
Svetlana Aleksiyeviç (2015 Nobel Konusmasi)
Nigâr Hacızade Belaruslu gazeteci-yazar Svetlana Aleksiyeviç, savaşı, şahidin anlatma yükümlülüğünü, edebiyatını, ömrü boyunca yanı başında olan sesleri anlatıyor. Kaybedilmiş Bir Savaş Üzerine: Svetlana Aleksiyeviç’in Nobel Edebiyat Ödülü Nobel Edebiyat Ödülü’nün bu yılki sahibi Belaruslu yazar Svetlana Aleksiyeviç, 7 Aralık’ta ödül kabul konuşmasını yaptı. Azerbaycanlı yazar Nermin Kemal‘in harika çevirisinden ilham alarak ben de konuşmayı Rusça’dan Türkçe’ye çevirdim. Kaybedilmiş Bir Savaş Üzerine Sevgili dostlar, Bu kürsüde tek başıma durmuyorum. Etrafımda sesler var, yüzlerce ses… Sesler her zaman benimle, çocukluğumdan beri. Çocukken köyde yaşıyordum. Biz çocuklar sokakta oynamayı seviyorduk, ama akşamları, yorgun argın ninelerin -bizim orada nasıl derler- konuşlandığı banklar, mıknatıslıymış gibi bizi kendilerine çekiyordu. Hiçbirinin kocası, babası, erkek kardeşi yoktu. Savaştan sonra köyümüzde erkek olduğunu hatırlamıyorum. Savaş sırasında her dört Belarusludan biri, cephede veya partizanların yanında savaşırken öldü. Savaştan sonraki çocuk dünyamız, kadınların dünyasıydı. Her şeyden çok aklımda kalan, kadınların ölümden değil, sevgiden bahsettiği. O en son gün sevdikleriyle nasıl vedalaştıklarını anlatırlardı, onları bir zamanlar nasıl beklediklerini, nasıl hala da bekliyor olduklarını… Yıllar geçmişti artık, onlar hala bekliyorlardı. ‘Bırak, kolsuz, bacaksız dönsün. Ben onu kollarımda taşırım, kolsuz da, bacaksız da…’ Ben galiba sevginin ne demek olduğunu çocukluğumdan beri biliyordum. İşte kulağımdaki bu kederli korodan birkaç ses: Birinci Ses: Bilip de ne yapacaksın bu kadar hüzünlü bir hikayeyi? Ben kocamla savaşta tanıştım. Tank subayıydım, Berlin’e kadar gittim. Hatırlıyorum, duruyorduk, daha o zaman kocam değildi… Reichstag’ın orada
Siyaset