91
Kimi soyla övünür, kimi hünerleriyle, Kimininki zenginlik, kimininki sert pazı, Kiminde giyim, kuşam, korkunç rüküşse bile, Kiminde safkan atlar, kiminde şahin, tazı; Her merakın kendine göre bir büyüsü var, Hoşlananlar çıkaramazlar onu gönüllerinden; Ama beni doyuramaz bölük pörçük meraklar, Benim bir sevgim var ki üstündür her birinden. Soylu doğmak nedir ki, seni sevmek elverir, Parlak urbalardan hoş, servetten daha zengin. Bana şahinden, attan daha fazla zevk verir; Bende bütün övünçler, benim oldukça sevgin. Derdim şu ki hepsini birgün alır kaçarsın, Yoksun kalan gönlüme sonsuz dertler saçarsın.
82 Öyleyse, dünya şaşırmışsa bugün yolunu sizsiniz nedeni,kendinizde arayın nedeni,göstereceğim şimdi sana , nasıl olduğunu. 85 Mutlu bir yaradanın elinden çıktığından başka bilgisi olmayan,bir çocuk gibi güle ağlaya oynayan 88 ruh onu daha var olmadan önce sevenin elinden çıktıktan sonra ,sevdiği şeye doğru gider. 91 İlkin küçük zevklerin tadını alır; ama aldanır, bir yol gösterici ya da gem engellemezse sevgisini , bu zevklerin peşine takılır. 94 İşte bu nedenle,engelleyici yasa gerekir, hiç olmazsa gerçek kentin kulesini seçecek bir kral gerekir. 97 Yasalar çıkarıldı, ama yasaya uyan var mı? Uyan yok, çünkü geviş getirse de önde giden çoban,yarık değil tırnakları; 100 bu nedenle rehberin de dünya nimetleri peşinde koştuğunu gören halk,bunlarla doyuruyor karnını,başka bir şey istemiyor.
Sayfa 479·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
A'RÂF SÛRESİ
90. Toplumundan inkar eden cumhur cemaat (yani ileri gelen ve göz dolduran seçkinler sınıfı) da, "Yemin ederiz ki eğer Şuayb'a uyarsanız, kuşkusuz o durumda siz kesin bir zarara uğrayacaksınız." dediler. 91. Derken onları o korkunç sarsıntı tutuverdi; derhal vatanlarında çökekaldılar. 92. Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar (var ya) asıl zarara uğrayanlar onlar olmuştu. 93. Şuayb onlardan yüz çevirdi de şöyle dedi: "Ey toplumum! Allah biliyor ki, size Rabbimin mesajlarını ilettim, size öğüt de verdim; şimdi inkarcı bir millete nasıl acırım."
Âyet-i Kerime meali
Zahiri nimetler hususunda insanlar üç kısımdır: Bir kısmı nimetle, ondaki yararlılık sebebiyle mutlu olur. Bunlar nimeti verenden perdelenmişlerdir. Bir diğer kısmı nimetle, nimeti veren o nimetle kendilerini hatırlayarak onlara yönelmiş olduğu için mutlu olur. Bir başka kısmı da, bir başka şeyle değil, nimeti verenle mutlu olurlar. Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Allah de, sonra bırak onları içine daldıkları batakta oynayadursunlar." (En'am Suresi:91) İlk iki kısımdakilerin şükrü, nimetin artmasıyla artar, nimetin bitmesiyle biter. Üçüncü kısımdakilerin şükrü darlıkta da, bollukta da daimidir. Bu havassın şükrüdür.
Sayfa 37·Kitabı okudu
7 Kasım 1982 Türkiye Anayasa Değişikliği Referandumu
Sonuçta ortaya çıkan yüzde 91,4 oranındaki yüksek "Evet" oranını sadece bu tedbirlerle açıklamak yeterli değildir. Unutulmamalı ki, Demirel ve Ecevit yeni anayasayı meşru saymadıklarına dair işaretler vermişlerdi. 1961 Anayasası'na, ciddi bir örgütlü yapıya sahip olmayan o dönemin toplumundan bile yüzde 39 "Hayır" oyu çıktığı anımsandığında, 82 Anayasası'na verilen yoğun destek daha iyi görülebilir. Toplumun, 12 Eylül öncesi "kardeşin kardeşi öldürdüğü" günlere dönmek istememesi bir neden olarak azımsanmamalıdır. Toplum, bu kaostan bir şekilde kurtulmak istiyordu. Yüksek evet oylarında darbecilerin tek yanlı propaganda imkanlarının etkisi ise yadsınamaz. 12 Eylül Anayasası bir tepki metniydi. Yürürlüğe girdiğinden bu yana, Anayasa'yı hazırlayan komisyonun başkanlığını yapan Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı dahil, Anayasa'yı eleştirmeyen neredeyse kalmadı. Özellikle 1987'den sonra Meclis'te yer alıp Anayasa'yı şiddetle eleştirmeyen ve acilen değiştirilmesi gereğinin altını çizmeyen hiçbir parti yoktu. Ne var ki, Anayasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten yeni Milenyuma girilen döneme kadar kapsamlı değişiklikler yapılamaması çok şey anlatır. Bu siyasî partilerin uzlaşma yoluyla oyunun kurallarını değiştirme anlamında çok mesafe alamadıklarını gösterdiği gibi, özellikle iktidar partilerinin Anayasa'nın kimi "avantajlarından" oransızca istifade etme büyüsünden uzaklaşamadıklarını da gösterir. Özellikle 1991 seçimleri öncesi DYP ve SHP'nin öne çıkardıkları söylemlere bakıldığında, bu partilerin kurdukları ortak hükûmetin köklü anayasa değişiklikleri yapabileceği beklentisi oluşmuştu. Ama dağ fare doğuracaktı. Bunu sadece anayasayı değiştirecek çoğunluklarının olmaması ile açıklayamayız. Dönemin politik ve iktisâdî koşulları da bu eylemsizliğin nedenleri arasındadır.
Sayfa 334·Kitabı okuyor
Tarih ve Siyaset
Ali İmran Suresi
91. Gerçeği örtüp de nankörlüğe sapmış olarak ölenlere gelince, onların her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verse de asla kabul edilmeyecektir. Korkunç bir azap vardır onlar için. Hiçbir yardımcıları olmayacaktır.
Sayfa 453·Kitabı okudu