Abstractist

📖 İmam Gazali der ki: “Kişi kalabalıklar içinde de olsa, kalbi Hak’la beraber değilse yalnızdır. Kalabalıklardan uzak olsa da kalbi Hak’la beraber ise işte gerçek dostluğa ermiştir.”
Alıntı
Abstractist
İnsan aldatır, dünya çürür, Rab'bin dostluğu baki kalır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet, bir zîhayatın cesedindeki zerrelerin her bir azaya mahsus bir heyet ile küme küme toplanıp dağılmadıkları ve sel gibi akan unsurların fırtınaları içinde vaziyetlerini muhafaza edip dağılmamaları ve muntazaman durmaları, bilbedahe kendi kendilerinden olmayıp belki sırr-ı kayyumiyetle olduğundan; her bir ceset muntazam bir tabur, her bir nevi muntazam bir ordu hükmünde olarak bütün zîhayat ve mürekkebatın zemin yüzünde ve yıldızların feza âleminde durmaları ve gezmeleri gibi, bu zerreler dahi hadsiz dilleriyle sırr-ı kayyumiyeti ilan ederler.
Sayfa 413·Kitabı okudu
Abstractist
Evet, bu metin, bir zîhayatın cesedindeki zerrelerin nizâm ve intizâm üzere hareket ederek, mahiyeti itibariyle kendi kendilerine bu hâlde bulunamayacaklarını ve ancak Cenâb-ı Hakk'ın Kayyûm isminin tecellisiyle bu vaziyetlerini muhafaza ettiklerini beyân eder. Zîra bir canlı varlıkta, her bir zerre, azalarına mahsus bir heyet ile bir araya gelip kümelenmiş ve dağılmadan muntazaman vazifesini îfâ eder. Zerreler, bir selin akıntıları gibi sürekli hareket hâlinde olmasına rağmen, fırtınaların ortasında dağılmayarak, muayyen vaziyetlerini muhafaza ederler. Bu ise, sırf bir tesadüf yahut kendiliğinden meydana gelen bir hâl olmayıp, sır-ı kayyûmiyet ile kaîm olan ilâhî bir tasarrufun neticesidir. Her bir zîhayat, muntazam bir tabur misali, bir ordunun nizamı üzere vazifesini yerine getirir. Bu canlılar ve onların zerreleri, yeryüzünde muntazam bir şekilde durduğu gibi, yıldızlar ve feza âlemindeki diğer varlıklar da aynı sır ve hikmet ile hareket ederler. Bu hâl, her bir zerrenin, dilsiz bir lisân ile hadsiz bir şekilde Allah’ın Kayyûm ismini ve bu isimle her şeyi kaim kılan kudretini ilân ettiğini açıkça gösterir. Netice itibarıyla, zîhayat ve cansız varlıklar, birer nizam harikası olup, Yaratıcı’nın kudret ve hikmetine şahitlik ederler.
İkinci Mesele
Hayatın hakiki hukukuna baktım, gördüm ki: Hayatım Rabbanî bir mektuptur; kardeşlerim olan zîşuur mahlukata kendini okutturur, yaratanı bildirir bir mütalaagâhtır. Hem Hâlık'ımın kemalâtını teşhir eden bir ilannameliktir. Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsan ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm-i küşadda mü'minane, şuurdarane, şâkirane, minnettarane Padişah-ı Bîmisal'inin nazarına arz etmektir.
Sayfa 73
Abstractist
Hayatın hakiki hukukuna baktım, gördüm ki: Hayatım Rabbanî bir mektuptur...": Said Nursi, hayatı Allah tarafından yazılmış bir mektup olarak görüyor. Bu mektupta ilahi mesajlar ve anlamlar gizlidir. "...kardeşlerim olan zîşuur mahlukata kendini okutturur, yaratanı bildirir bir mütalaagâhtır.": Hayat, diğer insanlara okunması, anlaşılması gereken bir metindir. Bu metni okuyanlar, Allah'ı ve onun kudretini daha iyi anlarlar. "Hem Hâlık'ımın kemalâtını teşhir eden bir ilannameliktir.": Hayat, Allah'ın mükemmel sıfatlarını ve eserlerini sergileyen bir ilan panosu gibidir. Her an, her olay, O'nun varlığını ve kudretini gösterir. "Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsan ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip...": Allah, insanlara hayat ile birlikte sayısız nimet ve yetenek vermiştir. Bunlar, O'nun bize olan lütfunun ve sevgisinin birer göstergesidir. "...her gün tekerrür eden resm-i küşadda mü'minane, şuurdarane, şâkirane, minnettarane Padişah-ı Bîmisal'inin nazarına arz etmektir.": Her gün, Allah'ın huzurunda bir "resm-i küşat" yani bir "açılış töreni" yaşanır. İnsan, bu törende Allah'ın verdiği nimetlerle süslenmiş olarak, O'na minnettarlığını ve şükranlarını sunar.
Bir zîhayâtın mevti ve zevâli birçok vücûdları meyve verip, o meyveleri arkasında bırakır, sonra gider. Ayet-Hadis - 416
Abstractist
zîhayatın fânî oluşu ve zevâli ile ardında bâkî ve nâfi meyveler bırakmak gerek...