📖 İmam Gazali der ki: “Kişi kalabalıklar içinde de olsa, kalbi Hak’la beraber değilse yalnızdır. Kalabalıklardan uzak olsa da kalbi Hak’la beraber ise işte gerçek dostluğa ermiştir.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Evet, bir zîhayatın cesedindeki zerrelerin her bir azaya mahsus bir heyet ile küme küme toplanıp dağılmadıkları ve sel gibi akan unsurların fırtınaları içinde vaziyetlerini muhafaza edip dağılmamaları ve muntazaman durmaları, bilbedahe kendi kendilerinden olmayıp belki sırr-ı kayyumiyetle olduğundan; her bir ceset muntazam bir tabur, her bir nevi muntazam bir ordu hükmünde olarak bütün zîhayat ve mürekkebatın zemin yüzünde ve yıldızların feza âleminde durmaları ve gezmeleri gibi, bu zerreler dahi hadsiz dilleriyle sırr-ı kayyumiyeti ilan ederler.
Hem de usûl-ü mukarreredendir: Sıdk ve kizb yahut tasdik ve tekzip; kinayat ve emsallerinde, fenn-i beyanda 'maâni-i ûlâ' tabir olunan suret-i manaya râci değildirler. Ancak 'maâni-i sânevî' ile tabir olunan maksat ve garaza teveccüh ederler. Mesela 'Filanın kılıncının bendi uzundur.' denilse, kılıncı olmasa da fakat kameti uzun olursa yine hüküm doğrudur, yalan değildir.
Hayatın hakiki hukukuna baktım, gördüm ki: Hayatım Rabbanî bir mektuptur; kardeşlerim olan zîşuur mahlukata kendini okutturur, yaratanı bildirir bir mütalaagâhtır.
Hem Hâlık'ımın kemalâtını teşhir eden bir ilannameliktir.
Hem hayatı yaratanın hayat ile ihsan ettiği kıymettar hediyeler ve nişanlar ile bilerek süslenip her gün tekerrür eden resm-i küşadda mü'minane, şuurdarane, şâkirane, minnettarane Padişah-ı Bîmisal'inin nazarına arz etmektir.