Bilginin mümkün olduğunu kabul ettikten sonra bilginin kendi problemleri gündeme gelmektedir. Bilgi konusunda tek bir anlayıştan bahsetmek imkansızdır.
Bu zamanda öyle bir hâlde yürürüz ki, her adımda tanımadığımız yüzler arasında kayboluruz. İnsan kalabalığı içre, kimseyi bilmez, kimseye görünmeyiz. Gözler bakar ama görmez; diller konuşur lakin hakikati söylemez. Herkes kendi ruhunu bir zırha bürümüş, başkasına yalnızca maskesini sunar. Beklenti yok, aidiyet yok, sanki herkes bir diğerine yabancı; manasız bir devr-i hayal içinde yol alırız. Ne bir hedef ne de bir durak, yalnızca içi boş bir yürüyüş...