Arslan Küçükyıldız

Arslan Küçükyıldız
@Arslanbab
Emekli Yapımcı Yönetmen Düzensiz okur. Yazar; Altın Asra Girerken Türkmenistan, Çapandaz, Kitabı Öküz, Köçürme/Mangala adlı kitapları var. Türk Zeka Oyunları ve Satranç Tarihi çalışıyor.
Emekli Prodüktör, Yazar
Sin. Tv Yüksek Lisans
Cide
Taşköprü
19 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Pamir'e tırmanmak
10/10
·501 syf.··
Beğendi
·
2020 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 01:40
Önce uyarlama filmini gördüğüm bir eser. Ömer Şerif oynuyordu. Oğlak oyununun müthiş görüntüleri vardı. Türkler vardı. Atlar vardı. Dostluk vardı. Müthiş bir mücadele vardı. Bazen eser filminden kötü olabiliyor, bu yüzden Atlılar'ı elime korka korka almış ama büyük bir keyifle okumuştum. Dil ve üslup övgüyü hak ediyor. Daha ilk sayfasından insanı içine çeken, Pamir dağlarına, Güney Türkistan'a; şimdilerde Afganistan denilen coğrafyaya alıp götüren ve orada yaşatan bir eser. Kütüphanemde bakınırken eski bir dostla karşılaşınca hatırını sormadan edemedim. Birkaç satır okuyayım derken tamamını ikinci kez okuyuverdim. Özellikle atlara ve uzak diyarlardaki Türklerin yaşamlarına ilgi duyanların ihmal etmemesi gereken bir eser.
Edebiyat
AtlılarJoseph Kessel · Can Yayınları · 198396 okunma
Reklam
Meyhaneden Bakınca! (Dikkat; ipucu içerebilir.)
3/10
·382 syf.··
2020 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 01:22
Rıfat Ilgaz’ı birkaç yıl öncesine kadar hiç okumamıştım. Sadece Hababam Sınıfı’nı, o da filminden biliyordum. Televizyonlar her eğitim döneminin başına, ortasındaki tatile, sonuna bu filmi koyuyorlardı. Birkaç kere seyretmiş, pek de keyif almamıştım. Öğretmen okullu olmam dolayısıyla eğitimden biraz anlarım; filmi eğitim yönünden sakıncalı bir film olarak görürdüm. Ilgaz’ın dediğine göre Hababam Sınıfı sinemaya uyarlanırken değiştirilmişti. Cide’ye yerleşince Ilgaz’ı okumak farz oldu. Merak ettiğim eserlerini okumaya başladım. Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra, Sarı Yazma… Epeyce bir kitabını okudum. Yazdığı türler içinde en başarılı olduğu tür şiirdi. Hikâyelerini beğendim ama romanları için aynı şeyi söyleyemem. Karadenizin Kıyıcığında son okuduğum romanı. Oldukça hacimli, kolay okunan, dili sade, akıcı bir roman; Türkçesiyle kendisini okutuyor. Ilgaz’ın diyalogları müthiştir. Konu bakımından toplumsal gerçekçilerin yolundan gitmeye kalkışmış ama becerememiş. Romanda sosyolojik kurallara, dine, ahlaka, töreye hukuka uymayan malzemeler kullandığı için inandırıcı olamamış. Tanrısal bakış, yazarın bakış açısı olunca, yazar da çok iyi bildiği meyhaneden topluma bakınca gördüğü olaylar, kahramanlar, davranışlar da gerçekçi olmuyor. Eserin tamamı bir kasabayı eline almış Hacı Dursun’un oğlu Şevki’nin fabrikalarında çalışan on altı yaşındaki Güllü’ye sahip olması üzerinde dönüp duruyor. En sonunda olan oluyor; fırtınada batan motordan denize düşünce Değirmenci Ahmet’le Arabacı Hamit tarafından kurtarılan; Hacı’nın fabrikasının temeli olan makineyi kol gücüyle çalıştıran ve Güllü ile evlenmek üzere olan denizci Recep, aşkı filan unutuyor, bir Kaptan’ın motoruna atlayıp gidiyor. Arada Hacı Dursun’un insanların emeğini nasıl sömürdüğü, karın tokluğuna nasıl çalıştırdığı, fakir
Edebiyat
Karadeniz'in KıyıcığındaRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2017441 okunma
Türkmenistan? Öyleyse "Bir Çay içiminde Türkmenistan"
10/10
·223 syf.··
Beğendi
·
2000 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2000 18:26
Kitabın türüne gezi mi, gezi-inceleme mi, gezi felsefe mi desem bilemiyorum. Türk dünyası ve Türkmenistan hakkında bilgi almak isteyen; Türkmenistan'la ilgili bir fikri, düşüncesi, planı olan, gidip gezmeyi, ticaret yapmayı vs. düşünen her insanın mutlaka okuması gereken bir kitap. Yazar üç yıl görev yaptığı Türkmenistan'ı öyle dikkatle gözlemlemiş ve aktarmış ki adeta Türkmenistan'a gitmeden gitmiş gibi oluyorsunuz. Nefis bir üslup ve dil. Okurken bir bilgi yumağına daldığınızı hissetmiyorsunuz bile. Dönüp bakınca sadece yazarın dikkatini ve artık iyice tanıdığınız Türkmenistan'ı görüyorsunuz. Bir çay içiminde okunabiliyor derken yazara haksızlık etmiş olmayalım; Türkçesi çok güzel. Akşam elinize alacak, gün ağarırken ciddi bir eseri bu kadar çabuk nasıl okuduğunuzu fark etmediğinizi göreceksiniz. Gittiği, gezdiği, yaşadığı bir başka ülkeyi bu kadar güzel anlatan başka bir yazar var mı bilmiyorum.
Kültür-Sanat
Bir Çay İçimdeki TürkmenistanAhmet Kömeçoğlu · Ede Yayınevi · 20004 okunma
İşte gerçek milliyetçilik budur!
Puan vermedi·265 syf.··
Beğendi
·
2020 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 17:59
Mutlaka okunması gereken bir kitap. Birçok açıdan kitabın incelenmesi gerekiyor. Dili, üslubu, Türkçesi, Türk Edebiyatı-Edebiyatçıları tarihi; İşgal İstanbul'u; şehir-cami mimarisi; İstiklal Mahkemeleri, cezaevleri, ödüle dönüşen kalebentlik; Dağlar ve tabiat sevgisi; Bodrum ve deniz sevgisi; dostluk, arkadaşlık, sevda; Türküler, müzik; Mitoloji.. En önemlisi de Halikarnas Balıkçısı'nın Bodrum'da balıkçılığı, denizciliği, tarımı, narenciye yetişticiliğini, bitki çiçek türlerini geliştirmek için çabaları açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir kitap. İşte gerçek milliyetçilik böyle olur. Bir insan yurdunu, yurdunun insanını, toprağını, dağını taşını, ağacını, tohumunu, çiçeğini, denizini, adasını, güneşini, bulutunu ne kadar sevebilir, sorusunun cevabını bulmak için okunmalı. Müthiş bir birikimi hemen kendini gösteren kendine has içten üslubu ile okunmayı hak ediyor. Keşke artık kitaplarımı çizerek okumayacağım diye verdiğim kararı uygulamasaydım. Her sayfası epeyce karalanmış olurdu ama ben de dönüp göz gezdirebilirdim. Şimdi yeniden dönüp okumam gerekecek.
Eğitim
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,112 okunma
Hilalin İki Ucu
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2013 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2013 23:40
Endülüs nedir, Endelüs’ün galatı olmaktan başka? Hatırlayamadığımız, anlatamadığımız bir rüya mı, yoksa acı bir gerçek mi? Endülüs tasavvuruna sahip olmayışımızdan kaynaklanan bir uzak diyar! Dost gibi görünenlerin aslında fırsatını bulduklarında, hoşgörümüzü nasıl istismar edeceklerinin de yaşandığı bugünkü Türkiye gerçeğini anlamamıza yardımcı olabilecek tarihsel bir süreç. Endülüs aşk demek, Endülüs medeniyet. Kaynağını, gücünü aşktan alan, insanlığın ulaştığı müstesna bir medeniyetin zirvesi. İber yarımadasında, bugünkü İspanya ve Portekiz’i içine alan bölge’de Müslümanların kurduğu yüksek bir medeniyetin adı. Endülüs gerçek bir zirve... İfratla tefrit arasındaki insanoğlu İslâm’la müşerref olduktan sonra aydınlandı. Bu aydınlık, dalga dalga dünyaya yayıldı. Endülüs, ilimde, sanatta, edebiyatta, felsefede olağan üstü bir yerde. Bugün bile ışığını görebilecek, seviyesini anlayabilecek durumda değiliz. Her ırk, dil, din ve cinsteki insanın ulaştığı sınırsız hürriyetin beşiği. Herkes birbirine saygılı; tabir caizse kurtla kuzu yan yana. Konuşuyor, tartışıyor, üretiyor, yazıyor, çiziyor; eser meydana getiriyor. Hoşgörünün ve daha birçok şeyin zirvesi... O zirve bize neden uzak? Neyi unuttuk, yahut hatırlamak istemiyoruz? Gemileri yaktıran o müthiş kumandanı, Tarık Bin Ziyad’ın hatırası hâlâ hafızalarımızda tazeliğini korurken? Nedendir Endülüs’ün ülkemizde pek bilinmemesi? Önümüze çekilen perdeler mi, yoksa hatırlamak istemediğimiz faciaları unutmak için biz mi sırtımızı döndük ona? Hâlbuki yönümüz hep batıya idi... Endülüs sayesinde ilim, sanat, felsefe ve sanatla tanışmıştı Avrupa... Ama her şeyin bir zevali ve sınırı var. Hoşgörünün de. Güçlü iken takip etmeniz gereken siyaset hoşgörü değil! Ancak zayıflar hoşgörüden istifade eder. Endülüs, gücünün zirvesinde ve
Tarih
Hilalin İki UcuMine Sultan Ünver · Timaş Yayınları · 201384 okunma
Reklam