Önemli değil,zaten hayat da uyum ve uyumsuzluklar arasında gidip gelen bir salincak değil miydi?Önemli olan sevgi,kalıcı olan aşktı.Aşk en paslı kilidi bile açacak güçteydi.
Neoliberalizmin bu"kaybedenleri",solun etkili bir siyasal odak olamadığı koşullarda sağ popülist liderlerin ve otoriterleşme arayışındaki siyasal aktörlerin kullanabileceği kitlesel gücü oluşturur.Gerçekten de tüm dünyada örneklerine rastladığımız otoriterleşmenin bilinen figürlerinin söylemleri,esasen "kaybedenlerin" hayal kırıklıklarının,hınçlarının,korkularının ve beklentilerinin istismar edildiği bir demogojiden ibarettir.
Ancak sosyalist hareketin tarihsel ve güncel görevi liberal demokrasinin yaslandığı sınıfsal ilişkiyi ortadan kaldırmak,bu arada "demos"un egemenliği anlamındaki plepyen demokrasi anlayışını savunmaktır.