lisanstayken aldığım bir kitaptı, o zaman da çok sevmeme rağmen yarım bırakmıştım. şimdi baştan başlayınca daha iyi oldu.
ilginç bir kitap bu, her chapterda çok farklı yerlere sürükleniyorsunuz ama dönüp dolaşıp konu yine yürümeye geliyor. bir süre sonra sözü nasıl olacak da yürümeye getirecek diye hint aramaktan çok keyif almaya başladım mesela :)
yanında bir roman ile okursanız daha çok seversiniz, kendi başınayken biraz tekdüze geliyor ve ilk denememdeki gibi yarısında elinizden düşüveriyor. lezzetli bir kitaptı, bol bol not aldırdı. Yürümenin Felsefesi
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nazan Bekiroğlu'nun ve betimlemelerinin güzel hatrı için bitirdim..
yoksa Yusuf Ziya'nın mektubu hariç beni pek de içine alamadı kitap. Klişe ve basmakalıp kadın normlarını, yine klişe ve basmakalıp bir şekilde eleştirmekten ileri gitmeyen bir örgüsü olduğunu düşünüyorum. Farklı bir bakış açısı, bir nefes aradım ama bildiğim şeyleri süsleyip püsleyip bana yansıtmaktan başka bir şey yapmadı kitap. Nar Ağacı sonrası okur kitlesinin biraz hayal kırıklığına uğradığını düşünürdüm ama yorumlar şaşırtıcı derecede güzel... Belki de ben yazarı zihnimde fazla abartmışımdır, ya da sadece benlik değildir bilmiyorum. MücellâNazan Bekiroğlu
iletişim yayınlarının öykü kitapları <3 ben
özellikle mi seçiyorlar bilmiyorum (muhtemelen öyledir, iletişim'in mutfağında hep sherlock holmes'dan bir tık daha zeki insanların çalıştığını hayal etmişimdir) ama okurken hep şöyle bir durup "seni serseri" falan gibi tepkiler vereceğiniz muzipliklerle karşılaşıyorsunuz.
çok eğlendim, çok altını çizdim, çok düşündürttü. pandemi zamanlarında yazılmış olduğu çok belli, konforlu bir yalnızlık hissi var kitabın havasında, introvertler beni anlayacaktır.
bitirir bitirmez zihnimde bu kitabı hediye etmek istediğim arkadaşlarımın bir listesi oluştu. tekrar tekrar okuyup, boşluğa bakıp gülümserken beni hatırlamaları beni çok mutlu edecek :") çok sevdim, yazarın diğer işlerini de okumak için sabırsızlanıyorum. Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa
öykü yazarlarını çok nazlı bulmuşumdur hep. mükemmel olay örgülerini mükemmel tasarlanmış karakterlerle bize sunarlar ama ağzımıza bir parmak bal çalar gibi, tadına bile varamadan çekip alırlar sanki elimizden. bi bakarsınız eriyivermiş kitap, bitivermiş.
bu da öyle hissettirdi, keşke özellikle nesrin'i ve elif'i daha yakından tanıyabilseydik. ama nesrin ve gülsüm'ün arkadaşlığını okumak çok keyifliydi, bana kendi en yakın arkadaşımla aramızdaki bağı anımsatan çok fazla bölüm vardı, bol bol altını çizdim.
mehmet'i de daha yakından tanımayı çok isterdim, onun bölümü özellikle kısaydı. doyamadım melisa kesmez'in cümlelerine, muhtemelen nohut oda'yı da alıp okuyacağım. Küçük Yuvarlak TaşlarMelisa Kesmez
en sevdiğim kitaplar listesine üst sıralardan giriş yapan o kitap!
hakan günday, 40 yıldır aç susuz yaşayan bir adamın ekmeğe ve suya sarılacağı gibi sarılmış kaleme ve kağıda da öyle yazmış sanki bu kitabı. camlara çıkıp bir nefes alma ihtiyacı duyduğum, bir cümle yüzünden uykusuz kaldığım ve kitaba yapışık yaşadığım bir 13 gün oldu.
kitaba gelirsek, üç bölüme ayrılmış bu kitapta bana sorarsanız okuması en zor ve en çok şiddet öğesi içeren bölüm ilk bölüm. ilk bölümü bitirdiğinizde ve kayra'nın hikayesine geçtiğinizde en azından gözleriniz dolmadan okumaya devam edebiliyorsunuz. ayrıca ikinci bölümden itibaren daha da akıcılaşmaya ve bir sonraki bölüm ne olacak acaba diye merak ettirmeye başlıyor kitap sizi, doğal olarak elinizden bırakamıyorsunuz.
bu elinizden bırakamama durumu kayra'nın iğrenç bir insan oluşuyla ve ağzından çıkan hiçbir cümleyi okumak istemeyişinizle büyük bir çatışmaya sokuyor sizi ama hakan günday'ın dili ve kalemi öyle büyüleyici ki kelimeleriyle zihninizi efsunluyor ve siz kendinizi yine gergin gergin kitap okurken buluyorsunuz.
üzerine muhabbet edebilmeyi çok isterdim ama etrafımda bunu önerebileceğim, psikolojisinin kaldıracağından emin olduğum tek bir arkadaşım bile yok..o yüzden günlüğüme 7-8 sayfalık bir entry yazmaktan başka yapacak bi şeyim kalmadı :) Kinyas ve Kayra