D. H. Lawrence’ın, 20. yüzyıl başında kraliyet İngiltere’sinde geçen, ahlakı bozduğu gerekçesi ile yargılanan ve sansüre uğrayan cesur romanı “Lady Chatterley’in Sevgilisi”. Halbuki hızla sanayileşen toplumun yaşadığı ekonomik, kültürel ve ahlaki tüm değişimleri olanca çıplaklığı ile ortaya seren, yeni ekonomik düzenin getirdiği para hırsının yol açtığı yozlaşmaya ve mutsuzluğa dikkat çeken son derece etkili bir eser.
Yenilerde çekilen ve Netflix’te yayınlanan aynı adlı filmi de dün izledim ve vurgulamam gerek: Kitapla oldukça paralel ilerleyen ama kitabın ana temasından uzaklaşıp romantik bir aşk hikayesine indirgenen vasat bir film bu. Konu ilginizi çektiyse, kesinlikle romanı da okumalısınız.
1. Dünya Savaşı yıllarında, İngiltere’de geçiyor hikaye. Döneminin soylu olmayan ama varlıklı ailelerinden birinin kızı Connie. Zengin aristokrat Clifford ile yaptığı aşk evliliği, Clifford’un cepheden belden aşağısı felçli olarak dönmesiyle başka bir yöne evriliyor. Cinselliğin yerini hayat boyu sürecek bakıcılığın aldığı, iki taraf için de zor olan, üzücü bir değişim. Ancak cinselliğin sıradan bir görev addedildiği, performansının yeni varisler verme ile ölçüldüğü, zevk almanın neredeyse ayıp sayıldığı dönemin toplumsal ahlakına göre boşanmaya sebep bir durum da değil. Clifford’a bir varis gerek, evet, ama bu herhangi birinden peydahlanabilir. Genç kadının seksten zevk alması ve başka bir erkekle seks yapmayı istemesi ise, bu akılların alabileceği bir şey değil.
Connie’nin, kocasının koru bekçisi Oliver Mellows ile yaşadığı ateşli cinsel ilişkinin tüm detayları ile anlatılması, kitabı İngiltere’de ve ABD’de mahkemelere taşıyan ve toplumsal ahlaka zarar veren erotik eser (!) olarak suçlanmasına yol açan ana sebep. Halbuki muktedirleri esas rahatsız eden, cesur kalemin
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖