“İnsan dünyadaki en garip yaratık.” diye mırıldandı. “ Kartallar gibi uçmak istiyor ama kanatları yok. Aslan gibi kuvvetli olmak istiyor ama pençeleri yok. Ne kadar kusurlu yaratmışsın bizi, Allahım. Bir de yetmezmiş gibi bizlere kendi acizliğimizi idrak etme gücü vermişsin.”
“ Pazardaki tezgahlarda binlerce rozet, onlarca madalya satılmayı bekliyordu. Hangi ellerden geçtiğini, hangi göğüslere takıldığını, hangi umutları uyandığını asla bilemeyeceği bu gurur ve iftihar nesneleri , tarihin en acıtıcı devalüasyonlarından birine uğramıştı. Tarihte bir şey olmuş , bir şeyler aniden gümbürdemiş, tarih sanki yarılmış. Soğuk savaş çağında , dünyanın bu yakasında gurur be iftiharla taşınmış olması muhtemel bu madalya , komşu ülkelerin bir şehrinde , bir tabak mıhlama ve bir tava hamsiden daha ucuz hale gelmişti.”