İnsanlar ‘ ne pahasına olursa olsun kendin ol,’ diyorlardı. Ama insanın kendisinin ne olduğunu bilmesinin o kadar da kolay olmadığını anlamıştım başka insanların istediği şeyleri istemek, sonra da bunun kendi tercihin olduğunu zannetmek çok daha kolaydı.
Buğdayın ekmeye dönüşüp insanlara faydalı oluncaya kadar geçirdiği aşamaların her biri ne kadar çarpıcıdır. Toprağa gömülür, toprakla mücadele ede ede filizlenir, sonra biçilir, sonra harmanda dövülür, sonra teknelerde yoğrulur, sonra fırınlarda ateşe atılır, sonra dişlerde paramparça edilir, ardından mide asitleri tarafından daha da parçalanır. İşte burada bütün bu çileleri sonrasında insan gibi mükerrem bir varlığın varoluşunun devamını vesile olacak faydalı bir hale gelir.Bu süreçler buğdaya verilmiş bir ceza değil, onun gerçek değerini ortaya çıkarmak ve özel bir göreve hazırlamak için ona yapılmış iyilik ve ihsanlardır.
Benim için elde edilmesi en önemli olabilecek amaca ulaşmanın mümkün olmadığını gördüm, çünkü hayatım bu amaçlardan sadece biri tarafından değil, hepsinin plansız bir karışımı tarafından belirleniyordu. Dümensiz, pusulasız sürüklendiğimi, adetlerin, geleneklerin, modanın etkisiyle oradan oraya savrulduğunu, arkadaşlarımın, ailemin, hemşerilerimin, atalarımın sorgulamadan kabul ettiğim ilkeleri tarafından yönlendirildiğini fark ettim. Bunlar insan hayatı için güvenilir kılavuzlar mıydı? Öyle olduğunu söylemeyeceğim.