"İnsan da, yaşam da saçmadır, boşunadır, rastgeledir, sağlam hiçbir şey yoktur, ama yine de yaşamak gerektir."
Alber Camus, intiharı kısaca böyle özetler, ya da daha da açıklayıcı olmasını isteyenler için ise şunu söyleyebiliriz:
“Hayat aslında yaşamaya değmeyecek kadar saçmadır, ancak bununla birlikte yaşamak gerekir." Kitabın incelemesine bunu yazmamın nedeni yazarın kitabını yazdıktan on gün sonra intihar etmesi ve aslında bir arkadaşıymış gibi bahsettiği kişinin kendisi olmasıdır. Onun intiharını başka filozoflardan örnekler vererek açıklamam daha iyi olur diye düşündüm. Alber Camus'ye dönecek olursak onun için intihar bir kaçıştır insan ne olursa olsun yaşamayı seçmesi gerektiğini ve başkaldıran insanın özelliğinin bu zorlukların üstesinden gelebilmesi gerektiğini savunur her ne kadar hayat onun için absürt olsa da. Malesef kitaptaki kahramanımız yaşamı daha yirmi beş yaşındayken terkeder ve onun durumu daha çok Sartre'ın bahsettiği intihar tanımına uyuyor. Varlık ve Hiçlik kitabında;
"İntihar bir kaçış değil, reddediştir," diyor fransız yazar. Öne sürdüğü iddia ise şu oluyor: İntihar, varlığının ve varoluşunun farkına varmış olmaktır. Kendi varlığının farkında olup hiçliğe doğru yol almanın bir gösterimidir. Varlığını hiçlikle tanımlama durumudur. Bu durumda intihar dünya da olmanın bir başka yoludur. Leve'nin düşündüğü intihar da aslında kendi farkına varmış insanın varoluşun olmak durumundaki iğrençliğiyle karşı karşıya olduğudur. Becket, "dünyadasın ve bunun tedavisi yok!" Diyerek belki de varoluşun içinden çıkılmazlığını çok iyi anlatıyordu ama intihar kavramı belki de varoluşu sonlandırmayıp başka bir boyut kazandırmasıdır sadece. Bunu bilemeyiz ama intihar hakkında şimdiye kadar gördüğüm en karamsar filozoflardan Cioran bile intiharı hemen savunan birisi
İntiharÉdouard Levé · Sel Yayıncılık · 20214,171 okunma