Öncelikle nereden başlayacağıma dahil çok kafam karışık. Kitap bende öyle bir etki bıraktı ki. Bir kaç saat önce bittirdim ve hala kafamı toplayabilmiş değilim. İlk 100 sayfa da kitap buzdağının görünen kısmı gibiydi, 6 ünüversite öğrencisinin akademik hayatını anlatan bir kitap gibiydi. Ama 100 sayfadan sonra kış tatiline geldiğimiz anda kitabın tüm seyri değişti. Donna Tartt Richard'ın gözünden karakterleri o kadar iyi romantize etmiş ki, çoğu yerde o karaktere hak veriyorsun.
Karakter İncelemesi
Richard Papen: Anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Olayları onun gözünden okuyoruz. Kendisini bir yalancı olarak tanımlıyor. Ailesi, maddi durumu gibi konularda pek çok yalan söylüyor. Okurken hep merak etmişimdir ya Richard olanları ilk Henry'den değildi de Bunny'den duysaydı diye. Orta sınıf bir geçmişten gelen, sıradan ama zeki bir genç olarak Hampden College’da kendisini, entelektüel açıdan üstün gördüğü bir grubun içinde buluyor. Ancak, en büyük zaafı, ait olma arzusuyla gerçeği görmezden gelmesi.
Henry Winter: Grubun doğal lideri. fakat yalnızca zekâsı ve bilgisiyle değil, aynı zamanda soğukkanlılığı ve manipülasyon yeteneğiyle de bu konumda. Olaylara tamamen mantıksal yaklaşan biri ve kendi etik anlayışı içinde doğru bildiğini yapmakta tereddüt etmiyor. Tam bir narsist, manipülatör. Her şey tamamen onun başının altından çıkıyor. Ona hak verdiğim zamanlarda oldu, gerçekten mi hak verdim yoksa onun karakterinin romantizme edilmesi yüzünden mi bilmiyorum. Her halükarda kimsenin onun çekiciliğini inkar edebileceğini pek sanmıyorum. Bacchanalia sırasında yanlışlıkla bir adamı öldürmesi bile onu sarsmıyor, çünkü bunu “klasik bir trajedinin kaçınılmaz bir parçası” olarak görüyor. Bunny’nin onları tehdit etmesiyle de, onun ölmesi gerektiğine karar veriyor ve bu süreci