Spoiler vardır!
“Dijital panoptikonun sakinleriyse canlı bir iletişime girer ve kendi arzularıyla her şeylerini açık ederler.”
Kitap çeşitli toplum biçimlerinin incelendiği dokuz bölümden oluşuyor: Olumluluk Toplumu, Teşhircilik Toplumu, Apaçıklık Toplumu, Porno Toplumu, İvme Toplumu, Teklifsizlik Toplumu, Enformasyon Toplumu, İfşa Toplumu ve Kontrol Toplumu. Bu dokuz bölüm adeta birbirlerini gerektiren ve devam eden süreçte hepsi kontrol toplumunun bir ögesi görüntüsünü sunmaktadır. İncelemede de her paragraf ayrımı her toplumu ayrı olarak inceleyen kitap alıntıları ve kendi fikirlerimden oluşmaktadır. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan her şeyi olumlama ve ardından bunun bir ur haline dönüşerek kendi şiddetini oluşturması kitaba sirayet etmiş durumdadır. “Şiddetin Topolojisi” kitabında bu şiddeti ve olumlamanın ur haline dönmesini açıklayan Byung-Chul Han bu kitabında ilk kitabındaki bilgilere sert bir şekilde ihtiyaç duyurmayan bir anlatıma sahip olmasına rağmen ilk kitabı okumak tabii ki de bir artı sağlamaktadır. Çağın hastalıklarını kendi çağının içerisinde tanımlayarak baykuşun gündüz öttüğünü de gösteren Chul-Han bu kitabında teşhirciliği en açık biçimiyle yüzümüze çarpmaktadır.
“Şeffaflık toplumu aynının cehennemidir…Hizaya getirmenin yeni adı: Şeffaflık.” Şeffaflık toplumu bir olumlamayı beraberinde getiren, ötekini kaldırdıktan sonra oluşan boşluğu enformasyonla doldurmaya çalışan ve hiper-iletişim ve hiper-enformasyonu oluşturmak için her şeyi aynılaştıran bir bir cehennemdir. Kültürler ve dile yerleşik olan ifadeler dışlanır, böylece herkes ve her şey birbirine benzer. İnsanın içinde dahi olan gizliliği bir şeffaflık isteği -ilerleyen zamanlarda etik bir sorumluluk olarak kontrol toplumunu oluşturan Rousseou’nun bir ödevi olmaktadır- doğrultusunda
Spoiler vardır!
Nurettin Topçu'nun Var Olmak'ı başka bambaşka bir kitap. Bir kitap bir çağı nasıl tanıtırsa ya da "insan ne ile yaşar?" sorusuna yıllardan sonra verilen başka bir cevap gibi. Kitap denemelerden oluşan bir derleme gibi. 2 bölüm var kitapta: düşünceler ve duyuşlar. Düşünceler bölümünde daha çok felsefi yönünü konuştururken duyuşlar bölümünde daha çok Nurettin Topçu'yu tanıdığımız "isyan ahlakı" öne çıkıyor. Kitapta o kadar fazla yeri işaretledim ki bir an tüm kitabı -neredeyse- boyayacağım sandım. Her cümlesi çok yerinde ve çok iyi temellendirilmis düşüncelere dayanan bu kitap herkese bir şeyler katmayı, ıstırap içindeki bir ağacın meyvelerinden herkesin faydalanmasını amaçlıyor. Aynı zamanda Nurettin Topçu'nun üstün bilgi birikimi gerek yerli gerekse yabancı yazarlardan alıntıları ile kendini öne çıkarıyor. Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen kendisine hayran kaldım. İlerleyen süreçlerde diğer kitaplarını da mutlaka okumak istiyorum. Esen kalın.
Spoiler vardır!
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai'nin bu kitabını okurken yazarın hayatından birden fazla deneyim ile karşılaşıyoruz. İntihar girişimleri, madde bağımlılıkları derken birden Yozo'yu değil de sanki Osamu Dazai'nin özgeçmişini okuyor gibi hissettim. Hiçbir kesinliğe dayanmamakla ve herhangi bir kaynak gösteremeyeceğimi belirterek yazarın bu kitabı 2. İntihar denemesinden sonra yayınlama ihtimalini de göz önünde bulundurdum. Bunun nedeni ise kitabın belli bir bölümünde devamlı olarak "Çifte İntihar" vurgusuydu. Okurken gerek az gerekse çok belki de hiç kadar az şekilde kendinizden bir şeyler bulacağınız sevilmek, dışlanmamak belki de sadece "İnsan gibi görünebilmek" için soytarı rolünü kendine biçen bir bireyin iç dünyasında çok derin yolculuklara çıkacaksınız.
TekerrürSoren Kierkegaard
Spoiler vardır!
Öncelikle Robert Musil'in Aptallık Üzerine kitabında olduğu gibi ön söz müthiş bir şekilde yazılmış ve yapması gereken görevi tam manasıyla yapmıştır. Kierkegaard'ın anlatmak istediği Constantin Constantius'un tekerrür ile ne kast ettiği ardından genç adamın aşkı üzerinden genç adamın tekerrürden ne anladığı ve onun da üzerinde dinsel tekerrür boyutunda Eyüp'ü zamanın akışında ileri atan şeyin teslimiyet olduğu da gözler önüne seriliyor. Constantin Constantius tekerrürü kendi dimağı dahlinde nasıl anladıysa öyle gerçekleştirmek kabilinde davranışlar gerçekleştirdi fakat tekerrür'ün imkansız olduğu kanısına vardı fakat ön sözde de belirtildiği üzere tekerrür zamanının durdurulamaz akışında aynı şekilde değil farklı şekillerde gerçekleştiği de gözler önündedir. Genç adamın tekerrürü varoluşun durdurulamaz momentinde kendi olabilme kabiliyetini göstermesidir. Kitabı ikinci kez okumayı düşünüyorum ilerleyen zamanlarda.
Robert MusilAptallık Üzerine
Ön sözün ne kadar önemli olduğunu bu kitapta daha iyi bir şekilde deneyimledim. Ne kadar Robert Musil ile bu kitapla ilk kez tanışıyor olsam da sanki kitaba -aslında bir konuşmadır- başladığım zaman sanki bu Robert Musil'in okuduğum ilk kitabı değil de çoktandır okuyormuşum hissini yaşadım. Ön sözün yazarı Ersan Üldes kitabın büyüklüğüne oranla çok uzun bir ön söz yazmış olsa da mutlaka okunması gerekli bir ön söz olmuş. Kitaba dair ise Musil'in bilmediği konular hakkında yorum yapmama geleneğini açıkça ortaya koyduğu kitaplardan biri olmuştur. Bazen ayrıştırıcı ifadelere yer verse de okumaktan keyif aldığım ve bir şeyler anlamayı umduğum kitaplardan biri oldu. Birinci okumanın yeterli olduğunu düşünmüyorum. Bir süre sonra ikinci kez okuyacağım.