Zîra insanoğluna mânâdan söz açmak, kışı yaza çevirmekten de zordur. Çünkü mânâ düğümü, bir yürek yanığı, bir derinden taşan îman, bir yatışmaz vecd olmadan çözülemez vesselâm.
Bana öyle geliyor ki, geriye kalmış ve insan yapısına, doğa malzemesine uyan birkaç şey de zamanla kayboluştan payını alıp gidecek. Cahit Sıtkı'nın bir yalnız kalışı anlattığı mısralarında bitişecek duygular;
Nereye böyle bulut abla?
Az bekle beraber gideriz
Ben de buralı değilimdir.
Ya insan ilişkileri, adına dostluk denmeyecek türden yarenlikler, aldatmacalar? Onlar da işte bulanmış sular, saflığını yitirmiş renkler ve solgunluklar biçiminde dağılıp gidecek bir yerlere, hiç olmamışçasına...
Sonradan ileri yaşlarda kurulan yakınlıkların birtakım kurallarla, olması gerekenlerle yürüdüğünü biliyorum; hatta incitme, darıltma korkusu yüklüdür onlar; ötekinde ise içtenliğin getirdiği doğruları koymalar, kırılmalar, tartışmalar vardır. Çünkü içtenlik yatar kökünde. Kurallar değil!