Bu cilt ile birlikte Yaşar Kemal romanındaki kadrajı biraz daha genişletiyor; artık odak noktası İnce Memed ve etrafından daha çok ülkenin vaziyeti. Birinci cilt de bu konulara kısmi ev sahipliği yapıyordu, zülfü yare de çok dokunulmadan; lakin mezkur konu biraz daha yoğunlaştırılmış bu ciltte.
İnce Memed bizim sayfalarda şahit olmadığımız bir süre boyunca izini kaybettirmiştir; kimse kendisinden haber alamamaktadır. Bir zaman sonra Koca Osman'ın yanına ne olup bittiğini öğrenmek için gelmiştir. Peki, hangi durumlar ile karşılaşmıştır:
-Abdi Ağa'yı öldürmesine öldürmüştür ama onun yerine daha zalim kardeşi Kel Hamza köylere ağa olmuştur
-Ali Safa Bey köylülerin toprağını yok pahasına ele geçirmiş ve köylülere zulmediyordur.
-Arif Saim Bey, devlet yetkilileriyle olan iyi münasebetini köylünün toprağını ele geçirmek için kullanıyordur.
-Kaymakam ve vali, ağaların beslemeleri oldukları için kolluk güçlerini onların hizmetine vermiştir.
Bu ahval karşısında bir kısım köylü bunların sorumlusu olarak İnce Memed'i görmektedir. Abdi Ağa'ya karşı başlattığı ayaklanma müstekbirlerin intikam hırsını arttırmıştır ve bu yaşadıklarının temel nedeni budur bir kısım köylülerce.
Bir kısım köylü ise birinci ciltte değindiğimiz gibi sadece düzen'in değiştiğinin farkında oldukları için İnce Memed'i kendilerini savunmaya ateşlemeye çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu ciltte Yaşar Kemal şu soruyu sordurur okuyucusuna. "İnce Memed ne yapmalıdır ? Köylü için teslim mi olmalıdır; yoksa onlar için savaşmalı mıdır ? "
Bu cildin hacmi göz önüne alındığında uzunca bir dönemi İnce Memed sadece tefekkür ile geçirir. Tabii, jandarma ile olan çatışmalarından aldığı yaralarda bu uzun tefekkür süresine neden olmuştur.
Kitabın sonuna gelindiğinde İnce Memed, Ali Safa bey'i ve Kel Hamza'yı öldürür ve