Fatih şıvkın

Başka konularda olduğu gibi bu konuda da Mehmed Ali Paşa öncü olmuş, Sultan Mahmud da bir paşanın yaptığını, bir padişahın daha iyi yapabileceği ilkesinden hareketle onu izlemiştir.Mehmed Ali Paşa önce Fransızca, sonra da Arapça resmi gazete ile Sultan II. Mahmud ise Fransızca ve Türkçe bir gazete ile işe başladı. Ortadoğu’da yayınlanan gazeteler, uzun bir zaman yalnızca resmi gazeteler oldu. O zamanın bir makalesinde, “Gazetenin amacı hükümetin karar ve emirlerini halka bildirmektir.” sözleriyle anlatılan basının bu durumu ve işlevi, bölgede bugün de sürmektedir
Basın
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kahvehanedeki bir masa başında, bir sandalyede otururken bıraktığımız adama dönecek olursak, her iki eşya da Batı etkisinden gelen yeniliklerdir. Antik çağlarda ve Roma döneminde Ortadoğu’da masa ve sandalye kullanılırdı ama Arap fetihlerinden sonra yok oldular. Araplar ağacın az, tahtanın değerli olduğu bir ülkeden gelmişlerdi. Yün ve deri bol öldüğü için evleri ve tüm binaları döşemekte, giysileri yapmakta bunları kullanırlardı. Halılarla kaplanmış minderlerde ve divanlarda (divan sözcüğünün kökeni Ortadoğu'dur) oturur, süslemeler yapılmış tepsilerde yemek yerlerdi. XVIII.yy’ın başında yapılan Osmanlı minyatürlerindeinde Osmanlı saray kutlamalarında Avrupalıların figürleri yer alır. Avrupalılar ceketleri, pantolonları ve şapkalarıyla birlikte üzerine oturdukları sandalyeleri ile Osmanlılardan ayrılırlar. Osmanlılar konukseverlikleri ile tanınırdı ve Avrupalı konuklarını sandalye ile ağırlamışlardı ama kendileri kullanmazlardı. Kahvehanedeki adam şimdi kahvesini içerken sigarasını tüttürüyor. Sigara Batı, daha doğrusu Amerikan kökenlidir. Tütünün Ortadoğu’ya XVII. yy’ın başında İngiliz tüccarlar tarafından getirildiği ve çok kısa sürede popüler olduğu bilinmektedir. Kahve ise XVI.yy’da gelmiştir. Habeşistan’da çıkan kahve Güney Arabistanabistan’a oradan da Mısır, Suriye ve Türkiye’ye gitmiştir. Türk tarihçileri kahvenin Kanuni Sultan Süleyman’ın zamanında (1520-1566) biri Halep’ten, diğeri Şam’dan gelen iki Suriyeli tarafından getirildiğini ve bunların İstanbul’un ilk kahvehanelerini açtıklarını söylemektedirler.-Kahve çok rağbet görmüştür, öyle ki Halepli kahvehane sahibinin üç yıl içinde beş bin altın kazandığı rivayet edilir. Kahvehane kültürünün oluşması, hem başkaldırıdan korkan devlet adamlarının, hem de bu tür keyif verici maddelerin İslam hukukuna aykırı
Tarih

Fatih şıvkın

, bir kitap okudu
7/10
·159 syf.·
2022 15. kitabı
Jared Diamond
8.1/10 · 938 okunma
Tren yeniden yola koyulduğunda, trenin tekerleklerinin ray üstündeki tekdüze tıkırtılarını bastırmak istercesine, vagonlardan birinden yanık bir feryat yükseldi. Kaşperske Hori’den bir Alman askerinin türküsü, Macar ovalarına ağır ağır inen gecenin sessizliğinde ortalığı inletiyordu: İyi geceler, kardeşler, iyi geceler! Yüreği tükenmiş, bitkin bedenler.Uzun, yorucu bir günün sonunda, Dalar bizim ırgatlar derin uykulara. Gecenin kollarında, gün ola harma ola. İyi geceler, kardeşler, iyi geceler! Ansızın, “Kes sesini ulan, hayvan oğlu hayvan!” diye bir ses duyuldu ve yanık türkü o anda kesiliverdi. İçli askeri pencerenin önünden çekip aldılar. Kaldı ki, millet derin uykulara falan değil, kâğıt oynamaya dalmıştı. Şvayk’ın bulunduğuvagonda da, duvara asılı idare lambasının ışığında pişti oynanıyor, her piştide zafer çığlıkları atılıyordu. Herkes mutlu görünüyordu; sanki kendilerini kanlı çarpışmalar ve kıyımların beklediği cepheye götüren bir hayvan vagonunda değil, Prag’da bir kahvedeydiler. Onlar piştinin kralını oynayadursunlar, gerçek krallar çok uzaklardaki savaş meydanlarında yoksul kullarını kukla gibi oynatıyorlardı. Subayların bulunduğu vagonda
Anlamak