Mert Barış Görken

İnsanların çoğu daima konuşurlar. Söz fırsatını hiçbir gün kaybetmezler. Fakat asıl sözleri söylemek fırsatını hiçbir gün bulamazlar. Bütün bir ömür için de, mühim sözleri ya bir iki kere söylemiş olur yahut hiçbir defa söylememiş olurlar. Mantıkî olmak için, tesadüf ettiğiniz herkes size mahrem, zatî hususiyetlerinin ve ilminin sözlerini dinletmeli, şair size belki son mısraları okumalı, filozof son kanaatlerini tefsir etmeli, tacir son vaziyetten bahsetmeli, memur son alınan kararları anlatmalı ve gazeteci son haberleri vermeliydi
Her neyse, Halit Ayarcı'nın iş hakkındaki fikirlerini tam mânasında kabul etmemekle beraber, bu kahvede tanıdığım insanlar için en iyi teşhisi onun koyduğunu zannediyorum. Hakikaten buradaki hayat, asıl kapının dışında bir hayattı. Ve onu yaşa-yanlar, o şekilde, yani hiç içeriye girmeyi düşünmeden, yahut da bir ayakları daima eşikte, yaşıyorlardı. Hiçbir mesele yoktu ki eninde sonunda bir kaçış, bir kurtulma vesilesi olmasın! Neden kaçarlardı, niçin kaçarlardı? Hiçbir mukavemetleri yok muydu? Yoksa hakikaten her şeye yabancı, her şeye kayıtsız mıydılar? Hayır, burada her şey biraz afyon, biraz uyku ilacıydı.
Kitap Alıntısı
Büyük İskender veya Annibal, Kant'ın imperataifleri, bu sayıklamağa benzer konuşmada sadece günlük hayatı uyuşturmak için icat edilmiş şeylerdi. Zaten en sıhhatli vak'a bile söyleniş tarzı için anlatılırdı. Birbirlerini o kadar fazla dinlemişlerdi ki, hepsi anlatılanı aşağı yukarı evvelden bilirdi. Burada konuşma yalnız kendisi için, konuşanların kabiliyetleri içindi ve daha ziyade sevilmiş bir eserin, yahut oyunun tekrarına benzerdi ve sohbet, bir ortaoyunu gibi evvelden tayin edilmiş şartlarla devam ederdi. Hep aynı kelimelerle müdahale edilir, aynı yerlerde gülünür, macera oradakilerden birkaçı arasında geçmişse, alâkadarlar aynı yerlerde tamamlayıcı sözü alırlardı. Anlatan, daha yeni tafsilâta girerse, söz derhal kesilir, "Bunu yeni uydurdun!" denirdi. Mamafih bu yeni şekil ve parça gelecek programda aynı dikkatle aranırdı. Bu konuşmalarda tekrar şarttı ve kimseyi yormazdı, Aksine olarak alışık çehresiyle gelmeyen şey yadırganırdı. Bunun dışında, hakikaten yeni bir fikir veya meselesi olanların sözü ilk defalar sadece nezaket ve biraz da tecessűs yüzünden dinlenirdi ve daima uyanık olan muhit muhayyilesi onu şakaya en çok müsait tarafından yakalayana yahut kendi seviyesine indirene kadar öyle kalırdı. Bütün ciddi şeyler böyleydi. Bir kere alelade çapkınlığa, Karagöz şakasına, pederasti hikâyesine veya ortaoyunu taklidine indirildikten sonra kabul edilirdi.
Alıntı
Kuşkusuz tam şu anda, sevimli pofuduk ördek yavruları ve neşeli Fred Astaire danslarıyla kesilen savaş, işkence, istirap ve şiddet görüntülerine genç kadın ve erkekleri maruz bırakan, Otomatik Portakal'dan fırlamış psikologların laboratuvar orta-mında teste tabi tuttuğu -ve büyük ihtimalle mezuniyet sonrası borçlarını azaltmaktan başka derdi olmayan- kaygılı üniversite öğrencilerinin oluşturduğu denekler vardır. Fakat bu araştırmaların bulgularını beklememize gerek yok. Bu gibi deneylerin sonuçlarını her gün yaşıyoruz. Ömür törpüsü Son Kullanıcı Lisans Anılaşması'na tıklar tıklamaz akıl sağlığımızı teslim etmiş kobay-larız biz. Öğlene kadar, hatta daha kalkıp giyinmeden böylesine takatsiz kalmamıza şaşmamalı. Hipermodülasyona uğruyoruz, göğüs uçlarımız çimdikleniyor, burunlarımız bükülüyor ve göz-lerimiz yerinden oynatılıyor. Tuşlara basan ve bir şeyler beceren kusursuz birer Mozartmışız gibi gelse de, devasa bir org misali çalınan aslında bizleriz
Kitap Alıntısı
Bilinçli olarak karşımızdakini hoşnut ederken, aynı za-manda onu hoşnut etmeme potansiyelini, gücünü de elimiz-de tutarız. Karşılıklılık esası üzerine kurulmuş ilişkilerde, tùm doğaçlama ve kendiliğindenlik, ilişkiden koparılmıştır. Çağımızda sözüm ona dürüst ilişki, iki tarafın da tüketi-ci olduğu, birbirini tükettiği, birbirinden tükettiği bir ilişki-dir. Aile evi, bu durumda, insanların birbirlerine arzularını, taleplerini bildirdikleri bir geneleve dönüşür. Genelev eve taşınmış, adına da aşk denmiştir. Aradaki tek fark, ilişkinin "eşitlik" üzerine kurulmuş olmasıdır.
Kitap Alıntısı