İşte Ankara'nın sakinliğinde o huzursuzluk vardı o öglen saatlerinde, sessizlik derinleşip büyüyor gibiydi. Bilgi Kitabevi'nin önünde durmuş vitrindeki kitaplara kararsız kararsız bakarken uzaktan gelen, güçlü bir erkek sesiyle parçalandı o durağanlık…
Saatler boyunca, başka saatleri bekleriz… İnsan bütün bildiklerine rağmen, bütün bildiklerine karşı her gün yeniden başlar.”
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran
Tatar Çölü’nü okurken bu söz yankılandı zihnimde.
Beklediğimiz şeyin bir anlamı olsun ya da olmasın, sadece bekleme eylemi bile umut verdiği için, insan yaşamı boyunca bu umudu korumaya çalışıyor belli ki. Beklediği savaşın, aslında kendi iç hesaplaşması olabileceğini hesaba katmadan..
Bir gün gelecek olan o anlamı, o ‘büyük savaşı’ beklemek – öyle ki zamanla neyi beklediğini unutmak – uğruna boş yere geçen bir ömrü anlatıyor roman.