Kesinlikle bayıldığımı ve London un en beğendiğim imza eseri olduğunu düşündüğüm bir eserdi sonlara yaklaştıkça bitmemesi için yavaş yavaş okuduğum ama okurken kendimi sanki hikayeyi bizzat yaşıyormuşcasına derinlerde hissettiğim yarı otobiyografik bir roman.
Kitapta martinin azmine hayran kalmamak elde değil. Bir aşkın ve tükenmek bilmez azmin insana neler yaptırabileceğini gördükçe içiniz aynı güçle dolarken, insanların parayla değişimlerini, toplumun bribrileri üzerindeki amaçsız etkiyi görünce üzülmeden ve yaralanmadan geçemiyorsunuz.
İçeriğe de biraz spoiler vererek değinecek olursam; Tesadüfi bir karşılaşma ile burjuvazi sınıfı mensubu ruth ile tanışan ve ilk görüşte aşık olan Martin ruth u hayatının merkezine alarak onu elde etmek için zenginliği ve kültürü kendine hedef koymuştur. Ruth un sahip olduğu imkanlar, aldığı eğitim, ve çevresine imrenerek bakan Martin bunları telafi edip yerini doldurmak için çok uzun bir yolu katetmek zorundadır. Bu yoklukla, uykusuz geçen geceler ve zorlukla geçen yolda tek tesellisi ve tutunacak dalı olan ruthun aşkıdır. Fakat ruth her ne kadar bri süre sonra martine gönlünü kaptırsada alışmıl oldupu yaşam şartları, büyüdüğü çevre ve ailesi dolayısıyla martinin yaşam tarzını benimseyemeyecek ve martinle aynı hisleri paylaşmayacaktır.
Martin zenginliği elde edip burjuva sınıfına dahil olmak için geceler boyu okuyup pes etmeden yazarken bir yandan da hayatta kalmak için zorlu şartlarda çalışmak zorundadır. Ruth a layık olabilmek için her şeyi yok sayan ama yazmaktan ve bir gün başarılı olacağından asla şüphe etmeyen Mart bir zamanlar imrenerek baktığı burjuva sınıfı üyelerinin tanıdıkça basit ve hayalindeki karakterlerden daha yüzeysel olduğunu gördükçe hayal kırıklığına uğrar. Bu hayal kırıklığı da martinde bir