“Ey bahtsız! Tarihin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. (…) Kendine dön, kendine bak, kendine gel! Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha
8 Mart Dünya Kadınlar Günü... Kadınlar bugünü aslında çiçek, sürpriz, hediye olarak düşünmüyor. Özellikle günümüz Türkiye'sinde kadınların daha önemli problemleri var.
Onlar ayrıcalık istemiyor.
Onlar geceleri sokakta rahatça yürüyebilmek istiyor.
Kendine yakışanı rahatça girebilmek istiyor.
Aşkını, sevgisini tedirgin olmadan, korkmadan, tehditlere maruz kalmadan yaşayabilmek istiyor.
Onlar bir işte başarılı olurken, bunu kendi emekleriyle başarmak istiyor.
Onlar, taciz ve tecavüz gibi iğrenç eylemlerin korkularını yaşamamak; onların uzağında nefes alabilmek istiyorlar.
Embesil bir anlayışla erkek olmanın ayrıcalık sayıldığı bu ülkede, onlar sadece eşitlik istiyorlar. ADALET istiyorlar. Şunu da unutmayın ki, kadınların yüzünü güldüremediğimiz bir ülkede, gelişmişlik ve medeniyetten söz edemezsiniz.
Kadınlarım emeklerinin hor görülmediği, doyasıya sevildikleri, mutlu oldukları, zarar görmedikleri ve en önemlisi ÖLDÜRÜLMEDİKLERİ nice güzel günlere umarım.. Dünya Kadınlar Günü'nüz kutlu olsun!!
Çoğumuzun çocukluğundan hatırladığı, anne, baba ya da başka büyüklerinden duyduğu masallar, efsaneler vardır. Öyle bir anlatırlar ki size, öyle bir kaptırırlar ki kendilerini, , onlara bakan, bilgi
"Evet, inşa ettiği yollar ve köprüler, geliştirdiği endüstriler ülkenin yüzünü değiştirmişti ama öte yandan her alanda -politik, askerî, kamusal, sosyal, ekonomik- tüm gücü elinde toplamıştı. Bu yüzden de, ülkenin bütün cumhuriyet tarihi boyunca boyun eğmek zorunda kaldığı tüm acımasız diktatörler- Ulies Heureaux, Lilis de aralarında olmak üzere- Trujillo'nun yanında hiç kalırdı."