Mustafa Kemal. Cemal'e şu öğüdü verdiğini iddia ediyordu:
Büyüklük odur ki hiç kimseye iltifat etmiyeceksin, hiç kimseyi aldatmıyacaksın, memleket için hakiki mefkure neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin, herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmiye çalışacaktır. İşte sen bunda mukavemetsüz olacaksın. Önüne namütenahi manialar yığacaklardır, kendini büyük değil, küçük, zayıf. vasıtasız, hiç telakki ederek, kimseden yardım gelmiyeceğine kani olarak bu manialan aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin.
On dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir
Osmanlı ıslahatçısı bir gün İstanbul'un tıpkı Paris ya da Londra gibi
düzenli ve zengin bir kent olacağını yazmış ve ama "bu zevkleri bizler
tadamayacağız . . . İşin doğrusu bizler herhalde odun, kömür satıp
geçinmeye çalışırken ara sıra kafamızı kaldırıp üzgün gözlerle kente
bakacağız" diye eklemişti.