Serhat Akış

Neden nobel aldığını anlamadığım yazarlardan biri

Melike Zeynep Akış

@melikemza7
·
Bu kitabı, İzmir Kitap Fuarı’nda Han Kang’ın Vejetaryen adlı kitabını okuduğumu, ancak neden Nobel aldığını anlayamadığımı söyleyip, yazarı daha iyi kavrayabilmek için başka bir kitabını önermelerini istemem üzerine aldım. Görevliler, “Vejetaryen’i neden sevmediniz anlayamadık, o yüzden ne önersek bilemedik,” dedikten sonra bana Beyaz Kitap’ı uzattılar. Herkesin kendileriyle aynı şeyi beğenmesi gerektiğini düşünen, içi boş tayfanın yönlendirmelerine fazla kulak vermemek gerekiyormuş. Kitap bana oldukça yavan geldi. Ne bütünlük vardı ne de derinlik. Duygusal olarak da entelektüel olarak da bir şey aktarmadı. “Beyaz nesneler üzerine yazılmış” denince, beyazın felsefesine ineceğini hayal etmiştim. Yedi rengin birleşimiyle oluşan beyazdan, beyaz bulutlara ve kar tanelerine; güneşten aya, yıldızlara; doğumdan ölüme uzanan bir anlam yelpazesine değinir diye düşünmüştüm. Ama öyle olmadı. Sanki bir edebiyat fakültesi öğrencisinin acemi çabalarını okuyormuşum gibi geldi. Ne demek istediğimi kitaptan sadece bir örnek verip göstermek istiyorum. MENDİL Kadın yaz bitimine doğru bir öğleden sonra, ücra bir mahallede, apartmanların önünden geçiyordu. Bir kadının üçüncü katta balkondaki çamaşırları topladığını ve birkaçını aşağıya düşürdüğünü gördü. En son bir mendil usul usul yere süzüldü. Kanatlarını yarı kapatmış bir kuş misali. Kararsızca konacağı yeri arayan bir ruh gibi. Bu cümlelerde ne özgün bir fikir var, ne de duygusal bir anlatım. Kitabın geneline hâkim olan da tam olarak bu: atmosfer varmış gibi yapan ama içi doldurulamamış, etkisiz bir anlatı.
Reklam
Mark Twain – Âdem ile Havva'nın Güncesi
Puan vermedi·112 syf.··
2025 5. kitabı
Kitap, beş kısa öyküden oluşuyor. Kitaba adını veren “Âdem ile Havva'nın Güncesi” ise en sonda yer alıyor ve iki bölüm halinde sunulmuş. Bu iki öyküde kadın-erkek ilişkisi, farklılıkları ve birbirlerine olan gereksinimleri Âdem ve Havva üzerinden anlatılıyor. Bir Müslüman olarak bu anlatım tarzı beni zaman zaman rahatsız etse de, metni edebi bir eser olarak değerlendirdiğimde ve yazarın Hristiyan bir kültürden geldiğini düşündüğümde, bu yaklaşımı yadırgamamak gerektiğini düşünüyorum. Bazı gerçekler evrenseldir; kadın ve erkeğin fıtratı da buna dahildir. Kadın kadındır, erkek erkektir. Elbette istisnalar olabilir; ancak burada genel bir tabiattan söz ediyoruz. Âdem ve Havva’dan beri kadın ve erkeğin doğası bellidir. Allah’ın çizdiği sınırlar da açık, anlaşılır ve zor değildir. Bu yazdıklarım, kadın evde şöyle davranmalı, erkek böyle yapmalı gibi kesin kurallar şeklinde anlaşılmamalıdır. Zira biz bu tarz katı kalıplar koymamayı Peygamberimiz'den (sav) öğrendik. Burada sadece genel bir çerçeve çizilmektedir. Elbette kişisel tercihler, davranışlar ve aile içi dinamikler bireylere özgüdür. Ancak kadın ve erkeğin yaratılıştan gelen doğasını da yok saymamak gerekir. Son olarak, bu kitabı günümüzde kadın ve erkeğin birbirini tanıma süreci, örneğin evlilik üzerinden de okumak mümkün. Twain’in ironik ve zaman zaman mizahi diliyle yazdığı bu metin, kadın ve erkeği anlamaya dair evrensel bazı meseleleri gündeme getiriyor.
Edebiyat
Adem ile Havva’nın GüncesiMark Twain · Fol Kitap · 20217bin okunma

Serhat Akış

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.··
2025 5. kitabı
Mark Twain
7.4/10 · 7bin okunma
Büyük yazarların da saçmalama hakkı olmasın mı

Melike Zeynep Akış

@melikemza7
·
Classic Coelho case: a private spiritual hallucination. Forced spiritual themes. Overly mystical. Chaotic. Unrelatable. I was intrigued by the question he asks — why do we sabotage what we love? But the answer was lost in too much mysticism for me to truly grasp. 10/10 confusion.
“Ölüm mutlak gerçeklik iken ölümün yokluğu üzerine spekülasyon yapmak ile ilgili sonuçsuz kalan bir roman” Nobel sonrası Saramago <<<< Nobel öncesi Saramago

Melike Zeynep Akış

@melikemza7
·
Saramago alegorik eserleri ve spekülatif kurguları ile bilinir. Kurguyu bir hipotezin sonuçlarını keşfetmek için kullanır. Örneğin Körlük'te insanlar aniden görme yetisini kaybederse ne olur, Yitik Adanın Öyküsü'nde İber yarımadası Avrupa'dan kopup Atlas Okyanusu'nu aşarsa neler yaşanabilir, Görmek'te bir başkentte halkın büyük çoğunluğu boş beyaz oy kullanmayı seçerse başlarına ne gelir gibi. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş kitabında ise hipotez şu: küçük ve isimsiz bir ülkede bir gün insanlar ölmeyi bırakırsa ne olur? Spekülatif kurgunun amacı olayların nasıl olacağını ve nasıl olduğu üzerine düşünmemizi sağlamaktır. Ama ölüm mutlak gerçeklik iken ölümün yokluğu üzerine spekülasyon yapmak ve bu fikri uzun uzun sorgulamak bana boşa zaman harcamak gibi geldi. Belki de ateist bir yazarın ölümü sadece biyolojik bir son olarak gören bakış açısı beni tatmin etmediği içindir. Ölümü daha manevi ve felsefi bir bakış açısı ile ele alan yazarları okumak daha faydalı olabilir. Kitapta ölüm yedi aylığına ortadan kaybolur ve durum oldukça çelişkili bir hal alır. Çünkü o an ölmek istemeyenler ölmezken; yaşlılar, hastalar, intihar edenler, yaralananlar da yaşamaya devam eder. Kitapta sağlık sistemi, kilise, devlet ve sigorta şirketlerinin bu değişikliğe nasıl tepki verdikleri, aldıkları önlemler detaylı bir şekilde açıklanır. Saramago bu kitapta tüm siyasetin nekropolitika olduğunu öne sürer. Siyasette ölümün rolünü ve birbirleri ile ne kadar yakın ilişkili olduğunu anlatır. Devlet bir yandan insanların kaçmaması ve ölüme ulaşmamaları için sınırlarına askerler koyar. Bir yandan yaşlı ve acı çeken insanlarını uluslararası sınırların ötesine taşıyıp onların ölüme kavuşturulması için suçlu çeteler ile gizli anlaşmalar yapar. Ölümün ortadan kaldırılması ile devletin egemenliği sınıra