Bir hayatım daha olsa,korkmadan dokunmak için yaşardım onu. Bir keklik beslerdim ellerimle, varsın uçsun sonunda. Bir çiçek büyütürüm, varsın solsun sonunda. Bir omuz ısıtırdım, varsın gitsin sonunda. Dokunurdum. Ben eriyene dek, o eriyene dek, biz hiçleşip karışıncaya dek bu derin boşluğa,dokunurdum. Ama yok bir hayatım daha. Bir hayat daha yok.
Dert insanın saçını bir gecede ağatır mıydı? Evrennik İshak'ın saçı ağarmıştı. Dert insanın göz pınarlarında yaşları kurutur muydu? Evrennik İshak'ın gözleri kurumuş çukurlar gibiydi. Dert insanı eritip nane çöpüne döndürür müydü? Evrennik İshak'ı ipliğe döndürmüştü. Dağ gibi çorbacı bir gecede sarsak bir acüze oluvermişti.
Daha çok yol var mıdır? Yoo, şu ilerideki nehri geçmek, şu yeşil tepeleri aşmak yeterlidir. Belki de varmışızdır bile. Şu ağaçlar,kırlar,şu beyaz ev belki de bizim aradığımız şeylerdir. Bir an bunun doğru olduğuna inanıp orada durmak isteriz. Sonra kulağımıza ileride daha iyisinin olduğu çalınır ve tasasız bir biçimde yeniden yola koyuluruz.