Şarklıların din anlayışı da hukuk anlayışı da sadedir. Bütünden parçaya giderek, bilinenden bilinmeyeni kolayca bulurlar. Kâinatın bir bütün olduğuna ve bir tanrı (Allah) tarafından yaratılıp idâre edildiğine inanırlar. Ne kadar sade ve anlaşılır değil mi? Hukukları da öyle. Suçluyu cezalandırmada kısas (eşit bedel) uygularlar. Kimsenin itirazı kalmıyor. Çünkü kâinat kanunlarına bakın, aynı esasın hakim olduğunu görürsünüz... Ölmüş hayvan leşine kanaat getirmeyip güzel bir ceylânı parçalayan aslan, avcının kurşunlarıyla can verir! ... Kısas işte budur mösyö ve âdildir!
Allah, Âdil-i Mutlak'tır oğlum! İyileri görür de kötüleri görmez mi sanırsın?... Ancak sabretmesini ve beklemesini bilmeyen insanlar bu gerçeği anlayamazlar. Unutma! Şu iki kelime insan hayatında çok önemlidir: Ümit etmek ve sabretmek... Birincisini kaybeden insan ikincisini de kaybetmiştir.
Açlıktan ha! diye bağırdı. Hayvanlar bile açlıktan ölmezler! Sokak köpeklerine bile bir parça ekmek atan vicdan sahipleri bulunur! Siz, dürust ve nâmuslu olduğunuzu söyleyen siz! Komşunuz açlıktan ölürken seyirci kaldınız öyle mi? Olamaz! Mümkün değil bu!...