"... Ben mutlu insanları bilirim. Nasıl sevdiklerini gördüm. Ruhlarından hayat ve hareket taşar. Onların dinlenmeleri de seninkinden başka türlüdür. Başlarını önlerine eğmezler. Gözleri hep açık durur. Pek uyku da uyumazlar. Hep bir işe koşarlar..."
"Demin bana yüzümün pörsümüş, tazeliğini yitirmiş olduğunu söyledin. Doğru, ben yıpranmış bir elbise gibiyim; nedeni de ne iklim ne iş yorgunluğu. On iki yıldır içimdeki ateş, yakacak hiçbir şey bulamayınca kapalı kaldı, kendi zindanını yaktı ve söndü. On iki yıl geçti Andrey; artık bu uykudan uyanmak isteğini bile duymaz oldum."