5 üzerinden en fazla vereceğim 1 puandır. Fazlası da verilmez bu kitaba.
Gereksiz boş ve haddi aşan laflarla süslenmiş okunmasını tavsiye etmediğim bir kitap. Yazarımızın kendisi Hristiyan bir Arap. Kendince tarih kitabı yazmış ama ne tarih yahu! Günümüz kendini bilmez Arapların Türklerle alıp veremediği ne var bilmiyorum. Lakin kitapta Türkleri yerden yere vuruyor. Türklerden doğrusu Tuğrul ve Çağrı Bey kardeşlerin ordusundan sarhoş ve haydut sürüsü olarak bahsetmiş. Bu kitabı yazarken ne içtin hangi kafayla yazdın sen! Peki ya Alparslandan ne diye bahseder KARI KILIKLI doğru okudunuz hiç şaşırmayın. Kitabı okudukça yazarın ağırlığı da kayboluyor gözünüzde.
Hele Tuğrul Bey, halifenin kızını istemesi üzerine halife ağza alınmayacak laflar sıralıyor ve putların önünde secde eder diye bahsediyor Türklerden. Güleyim de boşa gitmesin :))) siz cahiliye devrinde putlara taparken Türk Tanrı’sını Gök’te arıyordu.
Selçuklulardan dinsiz, çapulcu diye söz ediliyor. Ellerinden her türlü alçak davranış gelirmiş.
Sabbah, Hayyam ve Nizam üçlüsünün bir araya gelmesine ve gelişen olayları anlatıyor. İlk başlarda Nizam ile Sabbah bir hayli yakınlar daha sonra Sabbah’ın, Nizamülmülk’ün gözden düşmesi için çabalaması ama bu çabasının boşa çıkması üzerine Melikşah tarafından sürgüne gönderiliyor Sabbah. Açıkcası gerçek nedir bilemem lakin Sabbah ile Nizamülmülkün bu denli bir ilişkilerinin olmadığı kanısındayım ben. Hatta bu üçlünün aynı eğitimi gördüğünden bahseder bazı kaynaklar ancak bu ihtimal fazla uzaktır. Kitapta da zaten bu ihtimalin uzaklığı üzerinde durulmuş.
Bu konuda islam ansiklopedisinde ise şöyle yazar:”Hasan Sabbâh’ın Selçuklu Veziri Nizâmülmülk ile Ömer Hayyâm’ın arkadaşı olduğu ve birlikte Muvaffak-Lidînillâh en-Nîsâbûrî’nin derslerine devam ettikleri, aralarından