En nihayet karısı şunu sorduğunda sesinde bir şeyler kırılmış, yıkılmış gibiydi: “Seni konsolosluğa mı çağırdılar?” – “Evet” – “Peki gidecek misin?” Ferdinand titriyordu. “Bilmiyorum, fakat gitmek zorundayım.”
“Niçin zorundaymışsın? İsviçre’de sana emir veremezler. Burada özgürsün.” Birbirine kenetlenmiş dişlerin arasından öfkeyle tıslarcasına “Özgür! Bugün kim özgür ki?” dedi.
“Yasa koymaktan haz alıyorsunuz. Ama onları çiğnemekten aldığınız haz daha fazla. Okyanus kıyısında oynayan, durmaksızın kumdan kaleler yapıp, sonra da kahkahalar atarak onları yıkan çocuklar gibi.“
"Hak! Hukuk! Bugün dünyanın neresinde hak kaldı. Insanlar onu katletti. Herkesin hakları var, fakat onların gücü var ve bugün güç demek her şey demek."