Dili iyi bildiğimizi iddia ederiz hepimiz, oysa yalnızca kullanırız onu; bir yazar ise kullanamaz. Dil ürkütür ona, yazar onu doğal kabul edemez, zaten edebiyattan önce dil vardır, hareketlidir, kullanılmak için vardır, ancak yazar yararlanamaz ondan. Dil, yazar için istediğini alabileceği bitip tükenmeyen bir malzeme deposu değildir, toplumsal bir nesne değildir, bütün insanlara ait paylaştırılmamış bir mal değildir.
Oysa deneyim tek öğretmendir. Deneyim ne kadar az olursa olsun rehberlik etme konusunda elden ele geçen, kullanılan, çokça da kötüye kullanılan, çokça yıpranan, boşa giden, deneyimlerle tazelenmeyen bir bilgiden daha yetersiz kalmaz.