Vehhap olan Allah hiçbir karşılık almadan verir ama istediği şekilde ve zamanda... Çünkü Onun verişi bir görev karşılığında hak edilmiş ücret değil, her şeyi bilen (Alîm) ve her yaptığını bir hikmete göre yapan (Hakîm) olan güce yaratıcının ihsanıdır. Onun ilmine ve hikmetine iman edenler onun verdikleri (vermedikleri) konusunda neden demez hesap sormaz itiraz etmez.
İnsan, şu kâinat içinde pek nazik ve nâzenin bir çocuğa benzer. Zaafında büyük bir kuvvet ve aczinde büyük bir kudret vardır. Çünkü o zaafın kuvvetiyle ve aczin kudretiyledir ki şu mevcudat ona musahhar olmuş. Eğer insan zaafını anlayıp kàlen, halen, tavren dua etse ve aczini bilip istimdad eylese; o teshirin şükrünü eda ile beraber matlubuna öyle muvaffak olur ve maksatları ona öyle musahhar olur ki iktidar-ı zatîsiyle onun öşr-i mi'şarına muvaffak olamaz.
(23.söz, 2.mebas,3.nükte)
Birincisi duygu'yu tanımlamak ikincisi onu kabul etmektir. Duygunun iyi ya da kötü olmasına yargılamayın. Üçüncüsü böyle bir duyguya sahip olmanızın nedenini anlamaya çalışmak ya da nedenle duygu arasında bağ kurmaktır. Dördüncüncüsü bu konunun gerektirdiği bir eylem olup olmadığını belirlemek ve varsa uygun bir şekilde ele almaktır.