Tehlike yaklaşınca, insanın ruhunda iki eşit ses yükselir: Biri, çok makul olanı, tehlikenin boyutlarını inceden inceye düşünmesini, bundan kaçınmanın çaresini bulmasını ister insandan; öbürü, tehlikeyi düşünmenin çok ağır ve acılı bir şey olduğunu, her şeyi önceden görmenin insanın elinde olmadığını, bunun için en iyisi tehlike baş gösterinceye kadar ondan yüz çevirmek ve iyi şeyler düşünmek olduğunu söyler. Yalnızlıkta insan birinci sese kapılır, toplulukta ikinciye.
Kimse çok sevdiğini elinde sıkı tutamaz. Güneşten daha yüksek mutluluğa kavuşanlar bile deli gibi başka arzulara kapılırlar. Güneşten kaçarlar, buzları çözmek isterler.