Bir kadın, kadın olmanın ne olduğunu ancak bu kadar güzel anlatabilirdi. Kadının neyi nasıl hissettiğini, neleri yapabileceğini ve bunları yaparken de sahip olması gereken temel haklardan bahsederken de bunu en yalın ve sade bir biçimde ele alır.
Feminizm nedir peki? Ve şu anki feminizm anlayışı nedir diye sormak gerekir önce. Aslında çok temel ve basit bir anlayışa sahip olan bu görüş, kadın ve erkeklerin temel hak ve özgürlükler bakımından eşit olmasını savunur. Aslında olması gereken bu değil mi? Ancak, bırakın 16. Ve 17. y.y' daki kadına verilen değerin alçaklığını ( ki bence o dönemlerde bırakın kadını, eğer soylu değilseniz erkek olmak da bir işe yaramıyordu) hâlâ günümüzde bile bunun ne denli olduğunu hepimiz görüyoruz.
Ancak şu an günümüzde feminizm dendiğinde, çoğu insanın bunu saçma, gereksiz ve cringe olarak görmesinin sebebi ise aslında bu görüşü amacından tamamen saptırarak, bunu erkek düşmanlığına çevirenlerdir. Kadın olmayı üstün bulan kadınların, erkek olmayı üstün bulan erkeklerden hiç bir farkı yoktur. Cinsiyet üstünlük sebebi olmamalı. Bizi değerli kılan şeyler bu denli basit ve elimizde olmayan sebepten ötürü bulunduğumuz cinsiyetin konumu olmamalı! Evet ben bir kadınım, ancak kadınlığımdan önce bir insanım. Kadın olmaktan gurur duymuyorum ancak asla utanmıyorum da. Çünkü bu ne gurur ne de utanç sebebidir.
Lakin şunu da kabul etmeliyiz ki günümüzde bile kadınların sırf kadın olduğu için bazı şeylerden mahrum bırakıldığı aşikar. Evet belki bunu İzmir'de, İstanbul'da veya bu gibi şehirlerde çok görmeyiz, ancak daha doğuya gittiğiniz zaman bu ayrımı hâlâ görürsünüz. Bunu kendi çevremden biliyorum çünkü. Hatta kendimden biliyorum. Sırf kız çocuğu olduğum için okul müdürümün babama "kızını seviyorsan okutma!" demesi hâlâ atlatamadığım acı bir