Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. Tek ilâç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devaların da etkileri geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirirler.
Acaba bir gün bu metafizik olguların, ruhtaki bu kendinden geçme halinde ve uykuyla uyanıklık arasında beliren gölgeler yansımasının sırrı anlaşılacak mı?
Gelenek insanlara anlamlı bir hayat önerir , modernite ise özgürlük teklif eder. Bu ikisini teyit etmek mumkun degildir. Gelenek insanların hayata anlam yüklerken, belli özgürlükten kısıtlar. Modernite ise özgürlük vaad ederken insanın tercih yapma kabiliyeti sunar .
''Geçmiş bugünün içindedir aynı zamanda gelecek de öyle. Her şeyin, var olan koşullarından mesut, inatla durduğu bu dünyada, akıp giden hiçbir şey yoktur.''
-Borges, Sonsuzluğun Tarihi
Ödül bir koşula bağlı olarak verilen ve verilen kişi tarafından cazip görünen bir obje ya da etkinliktir. Bir objeyi ödül yapan onun “koşul” olarak verilmesidir. koşul olarak verilmeyen bir obje ödül olmaz. bir anne ben çocuğuma sınıfı geçince tablet alacağım söylemişti -almayayım mı diye sordu ben de şimdi buradan çıkınca bir tablet alın ve bak oğlum sana bir hediye aldım deyin dedim. sınıfa geçince tablet alacağım dediğiniz an tableti bir koşul olarak sunmuş olursunuz. O zaman tablet ödül olur ama içinizden gelerek tablet alıyorsanız, bu ödül değil , hediye olu. Bu da çocuğa zarar vermez. (Tabiki en dogru olanı kendi harçlıklarıyla para biriktirip alması )