Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz.
Maddi şartları iyileşen insanlık, gözünü daha yükseklere diker, bir zamanlar rüyasında bile göremeyeceği güç ve mülke burun kıvırmaya başlar. Dış dünya onlara her şeyi sunmuş olsa bile, insanların akıllarındaki sorular ve kalplerindeki özlem susmak bilmez.
Ömrü boyunca verdiği emeklerin nasıl da boşa gittiğini izlerken içinde en ufak bir pişmanlık yoktu. İnsanlığı yıldızlara ulaştırmak için çabalamıştı hep ve nihayet yıldızlar, o uzak, kayıtsız yıldızlar ayağına gelmişti. O an tüm tarih nefesini tutmuş, bugün, geçmişi ile bağlarını koparmış, kırılıp anakaradan uzaklara sürüklenen bir buz dağı gibi yalnız başına yelken açmıştı. Eski çağların başarıları bundan böyle bir hiçti; Reinhold’un aklında tek bir düşünce tekrar tekrar yankılanıyordu:
İnsanlık yalnız değildi.