Suçluluk illeti, işlediğim suçlardan çok daha fazla zorlaştırıyordu hayatımı. Çünkü suç saklansa da, suçluluk kalır. Yastığın üzerinde uykusuzluk lekesi gibi, kalpte kimliği meçhul ağrı, kursakta bekleyen taş gibi kalır.
Ölümsüzlük iksirini cebinde gezdiren Lokman Hekim'den, yüz binlerin hayatını iki dudağının arasında söndüren Büyük İskender'e bir Allah'ın kulu becerip de malum akıbetten kaçabilmiş miydi?
Hastalanmamayı başarırsa ölümden yırtabilmiş gibi ömrünü check'uplara yatıranlar, yüzündeki çizgileri azaltarak Azrail'i şaşırtabilirmişcesine sıfatını anti-aging kremlere bulayanlar, kalabalık yerde bomba konur endişesiyle kapısından dışarı adım atmadığı evinin penceredinden bakarken, sokak lambalarını avlamaya heveslenmiş sarhoş komşunun kör kurşununa hedef olanlar, cümlesi tıpış tıpış Halk'a yürümemiş miydi?
Gönül Kaplarımız :)
"Kendini götürdüğün müddetçe gitmen mümkün değil" demiş ya Sokrates, neye kaynaklanarak böyle bir kelam etmiş bilemem ama çoğu zaman umutsuzluk her yerde, mesela bir kaç gündür benim tüm hücrelerimde.
Ekilen burukluk tohumlarını bertaraf etmek için uğraşırken "kırdım mı, cezalı mıyım" ya da "neden halen üzgünsün" kelimeleri gerçeğin ne olduğunu anlamaya çalışılırken dile getirildiği anda, ne kadar pasif aynı zamanda agresif bir soru olarak algılanıyor değil mi?
Bu hayatta bağlantı kurulmasından gurur duyduğum dostlarım;
Hayatın gerçekleri kurduğumuz hayallerden çok farklı.
Olsun!
Dostlukta asıl mutluluk getiren doğru insanların, doğrulukta, samimiyette buluşması, kapasite meselesi yani.
Gönül kabımız vardır ve o kabı doldurabilecek insanı bulabildiysek gerçekten samimiyetten bahsedebiliriz. Dostluklardan diyelim ve bizi üzen her ne varsa silmesi kolay olan bir yerlere not edelim.
Yağışlarını, kışa inat koruyan gökyüzü altında, henüz yudumladığım kahvenin tadıyla, tanıdığım tanımadığım tüm beni kıran ve üzen bütün insanları anlayabilmeyek için çabalamaya karar verdim.
Helal ettim onlara hakkımı. Hatta, arkasına bakmadan çekip gidenleri, hiç gelmeyenleri, beni anlamayanları yanlış anlayanları, belkilerle yaklaşanları, yargılayanları ve yadırgayanları, olduğu sanılan kırgınlıklarımı.
Hepsini geçmişimde bırakmaya karar verdim.
Huzurlu pazarlar :)
youtu.be/aXLj7rM6UQQ