Sahip olduğumuz şeylere sıkıca sarılarak kişiliğimizi bulmaya çalışmaktan ve güvenlik duyma çabamızdan sıyrılmamız ve de kendi benliğimiz ile sahip olduklarımızı her şeymiş sanarak, yüceltmek alışkanlığından vazgeçmemiz gerekiyor.
Güncel yaşamda kullandığımız şeyler, karşılaştığımız insanlar, mal- mülk, törenler, iyi davranışlar, bilgiler ve düşünceler. Tüm bu şeyler kendiliklerinden " kötü" değillerdir. Onları kötü yapan, yani kendimizi gerçekleştirmemizi engeller ve özgürlüğümüzü kısıtlar olmalarına neden olan, bizim onlara yanlış yaklaşmamız, onlara tutunmaya çalışarak, kendimizi onların zincirlerine tutsak etmemizdir.
Freud, insanın kendini tanıyabilmesinin tek yolunun, hayalleri - ya da onun deyimiyle âklileştirmeleri - ortadan kaldırıp, bilinçaltında gizlenen ve oradan davranışları belirleyen gerçeklerin farkına varmak olduğunu söylemiştir.
Çocuklar " olmak " kökenli otoriteye karşı isteklidirler, çünkü buna ihtiyaçları vardır. Ama çocuklardan istedikleri şeyleri, kendileri gerçekleştirmemiş olan kişiler tarafından bazı şeylere zorlanmak veya tamamen ihmal edilmek, çocukların isyanına neden olmaktadır.
İnsanların çoğu, açgözlülük ve sahip olmak ihtirasının kendi gerçek isteklerine kulak verme konusunda onları nasıl engellediğinin farkında bile değillerdir.