Ulrich Beck'i fikir babası olarak gördüğüm için temsili olarak babalar gününü kutladım. Risk toplumu üzerine yaptığı çalışmaları ile klasik modernlikten itibaren başlayan (aslında modernliğin
Trajik bir son, bu kadar satirik bir son ile anlatılamazdı.
Hwang bu eserinde, Puccini'nin M. Butterfly operasından etkilenerek çin hindi savaşında fransız diplomatın, çinli bir kadına (çinli ajan ve aslında kadın kılığında erkek) geyşavâri (puccini'de butterfly) aşkını anlatır.
Eser, klasik emperyalizm eleştirisini göstermez, Puccini'de görüldüğü gibi oryantalist anlatımın "zayıf doğulu" şeklini geliştirmiyor. Hwang, Butterfly göstergesinde bir kırılma yaratırken Puccinin geyşasına satirik bir biçim verir, bildiğimiz butterfly artık butterfly değildir.
Bence bu eseri bovaryalizm ile sadece doyumsuzluk olarak değerlendirmemeliyiz. Bu eserde, ilkin Madam Bovary'nin monoton bir hayata eleştirel bakışını görmemiz gerekli. Eczacı homais gibi tiplerin öne çıkması, sahici olmayan Charles Bovary, kırsal ile kent çatışması ve Aydınlanmanın belirleyici yükselişi, işte tüm bunlar Emma Bovary gibi romantik kadınlar resmen kendilerini, kültürel çöküşü görmemiz için feda ederler. Bu eserdeki Flaubert realizmi, romantik dışavurumu isteyen dünya bakışını eleştirirken tutkusuna yenilmiş ve para harcamayı bilmeyen bir karakterin kör isteklerini dışavurur. Genel haliyle romantikler, sanatta ve edebiyatta doğa ve aşk güzellemesinde bulunurlarken toplumsal maddi örüntüleri ve yapıları genellikle gözden kaçırırlar.
Nietzsche'nin Tragedya'nın Doğuşu adlı eserinde Apollon-Dionysos dengesinin görüldüğü sanatsal-kültürel sosyal işleyiş sağlayan Tragedya'yı bizzat ortadan kaldıran Sokrates figürü
John Steinbeck Deniz yolculuğu ve serüvenleri sevenler toplansın, çünkü bu kitap tam olarak size uygun bir şekilde deniz, savaş ve aşk üçlemesinde kurgulanmış. Steinbeck bu eserinde tarihsel-roman tarzında