Biz insan oğlu, tekamülümüz için gönderildiğimiz bu dünya köprüsünü bir başından bir başına geçerken neden bu köprüdeki güzelliklere değil de, kötülüklere rağbet ediyoruz?
Sayfa 58 - Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı / 7. Baskı 2024 (Şubat)
Oruçlunun iştihâ ile lezzetli yemekler yemesinin bir mahzûru yoktur. Bir hadîs-i şerîfte: "Üç kimse yiyip içtiğinden hesaba çekilmez: İftar eden, sahur yiyen ve misâfiri olan" buyrulmuştur.
İftarı tatlı ile yapmalıdır. Efdal olanı hurma ile yapmaktır. Hurma bulamayan temiz su ile iftar eder. Resûlullah (sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem) üç hurma ile veya ateş dokunmamış bir şey ile iftar ederdi. Denildi ki, yazın su ile, kışın hurma ile iftar ederdi.
Ölümün görüntüsü bir zihni tamamıyla kaplamaya yeterlidir. Onu kabullenmek ya da reddetmek için harcanan çaba muazzamdır. Çünkü her bir hücremiz onu, bir kez yakınında hissettikten sonra dehşetle anar. Artık hayatı korumaya çalışırken ortaya koyduğumuz eylemler dahi hayatımızı yavaşca sonlandırmaktan başka işe yaramaz. Ölüm düşüncesi bedenimizin bir parçası, bir illeti gibidir. İrade ne kabullenir onu ne de reddedebilir.