Bir insanı hayalinde yaratmak, onu kendi kusursuzluğuyla sarmak... Gerçeklerin sert köşelerini, hataların ince çizgilerini silmek; o kişinin dokunulmaz, ulaşılmaz, tamamen bizim yarattığımız bir varlık olmasına izin vermek… hayalini kurduğumuz sevgi ile yüzleşmekten kaçınarak, gerçeğin getirdiği derin yaralardan korunmak ...
Bazen birini olduğundan başka biri gibi sevmek, kendi ruhumuzu o sevgiye daha rahat sığdırır. Çünkü hayalimizdeki kişi, gerçeklerin ağırlığına değil, arzularımızın hafifliğine uyar. Ancak, bu sevgi gerçekten bize mi aittir, yoksa içimizdeki boşluğu dolduran bir yanılsamadan mı ibarettir?
Sevdiğiniz birinin kalbinde size ait bir yer bulamamak, onu kendi gözlerinizle boyadığınız saf duygularla sevip de kalbine ulaşamamak… Karşılıksız bir aşk, insan ruhunun en sessiz çığlığıdır…
Kıskançlık; sevilmemenin, yetersizliğin sessiz isyanıdır. Başka birine giden her bakış, başka birine yönelen her tebessüm, sevdiğimiz kişiyi bize daha da uzak kılarken, sevginin yükü bir hayal kırıklığına, bir kapanmayan yaraya dönüşür.
Yaşlılık, İtalyan yazar Italo Svevo nun ilişkilere dair insan psikolojisi, içsel çatışma, saplantılı- takıntılı aşk, kıskançlık temaları üzerine bir bakış sunarken toplumun bireyler üzerindeki etkisini de sorgulama yapan bir mizahi yönü güçlü eserdir.
Gençlik idealleri ile güncel, toplumsal gerçeklik çatışmasını görürüz.
Yaşlanmanın yalnızca fiziksel bir süreç değil, zihinsel ve ruhsal bir yolculuk olduğunu hissederiz.
Roman karakterleri Emilio’nun romantik ilişkisinde güvensizliği, genç ve güzel bir kadın olan Angiolina’ya karşı duyduğu aşk ve bu aşkta yaşadığı çelişkiler, kıskançlık ve hayal kırıklıkları ve duygusal çöküş çatı oluşturur.
Karşılıksız aşk, içten içe büyüyen bir kıskançlık ile birleşir; sevginin, kıskançlıkla